Kapadokya Güzel Atlar Diyarı
Geziler

Kapadokya – Güzel Atlar Diyarı

Kapadokya, güzel atlar diyarı. Bu kadar özel bir yere de en az o kadar özel bir isim yakışırdı. Yıllar önce oradaki bir otelden iş teklifi aldığımda heyecanlanmama vesile olan yerdir Kapadokya. Tourist Hotel adında bir otelden gelmişti bu iş teklifi. Otel müdürü görüşme ve (bir aksilik olmazsa) işbaşı yapmam için beni Göreme’ye davet ettiğinde hemen kabul etmiştim.

Bu benim Göreme’ye dolayısıyla da Kapadokya’ya ilk gidişim olacaktı. Doğal olarak çok heyecanlıydım. Yıllardır adını duyduğum, televizyon kanallarında reklamlarını gördüğüm ve hep çok merak ettiğim bir yerdi. Fakat orada bulunmak hiç kısmet olmamıştı. Biletimi aldım. Hazırlıklarımı tamamladım. Saati geldiğinde de yola koyuldum. Gece yolculuğuydu. O nedenle etrafı izleyemeden geçirmek zorunda kaldığım bir yolculuk oldu. Yaklaşık 5 saat sonra Nevşehir’e, oradan da aktarmalı olarak Göreme’ye geçtim. Direkt olarak otelin yolunu tuttum. Göreme ile Açık hava müzesi arasındaki yol kenarında bulunan ve çok da büyük olmayan bir oteldi. Üzerinde bir at çiftliğinin kurulu olduğu uzunca bir vadinin karşısında idi. Otel müdürü ile konuştuk. Şartlardan ve çalışma koşullarından bahsettikten sonra anlaşmaya vardık. Gece çalışacaktım. Kalacağım yer ise Göreme merkezinde bir lojmandı. Bir arkadaş eşliğinde dinlenmem için lojmana gönderildim. Eşyalarımı yerleştirip dinlenmeye çekildim.

ilk Günüm

Bir kaç saatlik uykunun ardından uyandığımda gün batmak üzereydi. Acıkmıştım. İşe gidecek şekilde hazırlanıp odamdan çıktım. Göreme’yi gezmeye karar verdim. Çok büyük bir yer değildi ama çok kalabalıktı. Bu kalabalık neredeyse tamamen yabancı turistlerden oluşuyordu. Dikkatimi çeken şey uzak doğulu turistlerin çoğunlukta oluşuydu. Gidip bir kafede oturdum. Fonda yabancı müzik vardı. Kafe turistlerle doluydu. Sipariş almaya gelen garson da bir yabancıydı. Çekik gözlü çok güzel bir kızdı. Güleç bir yüzü vardı. Bozuk Türkçesi ile siparişimi aldıktan sonra ortadan kayboldu. Şaşırmıştım. Göreme de bir kafede yabancı bir çalışan benden sipariş almıştı. Tesadüf sandım fakat sonradan öğrendim ki Kapadokya ‘da bir çok kafede, restoranda ve otelde ülkelerinden gelip hem tatil yapıp hem de çalışan böyle bir çok turist varmış.

Yemeğimi yedikten sonra biraz dolaştım. Gerçekten çok küçük bir yerdi Göreme. Fakat bir o kadar da otantikti. Hediyelik eşya dükkanları, kafeler, restoranlar, halı-kilim dükkânları hepsi bu otantizmin birer parçasıydı. Kapadokya ‘dan resmen tarih fışkırıyordu. Her yerinde peri bacaları ve tarihî yapılar vardı. Bir çok dükkân oyulmuş tepeciklerin içinde yer alıyordu.

Etrafa bakındıktan sonra iş başı yapmama kısa bir süre kaldığı için otelin yolunu tuttum. Hava çok güzeldi ve ben peri bacalarının arasında yürüyordum. Çok güzel ışıklandırılmışlardı. Otele vardım. İlk iş günümdü. Mesai arkadaşlarımla tanıştım. Oteldeki işleyişi anlattılar. Zaten tecrübeli olduğumdan zorluk yaşamayacağımı anladım. Gece 23.00 sabah 07.00 saatleri arasında çalışacaktım.

Otellerde Night Auditor’lerin yapması gereken rutin görevler vardır. Bunları yapıp bitirdikten sonra otelin bahçesine çıktım. Saat sabahın dördüydü. Gökyüzü yıldızlarla kaplıydı. İnanın bana rüya gibiydi. Gökyüzünde milyonlarca yıldız parıl parıl parlıyorlardı. Elimi uzatsam tutacak gibiydim. Sonra bir ses duydum. Ardından bir ses daha… Oldukça güçlü bir sesti. Ardından bir kaç güçlü ses daha duydum. Otelin karşısındaki vadiden geliyordu sesler. Biraz daha yaklaştım. Karşılaştığım manzara tek kelime ile enfesti.

Kapadokya ‘da Görsel Şölen

Kapadokya ‘da Vadinin ortasında onlarca insan toplanmıştı ve her yerde balonlar vardı. Duyduğum sesler ise balonlara sıcak hava veren motorların sesiydi. Onlarca balon ve etraflarında yığınla insan vadiyi kaplamışlardı. Gecenin karanlığında şişirilen devasa boyutlardaki sayısız balon ve onların havalanmasını sağlayacak alev motorlarının vadide oluşturdukları manzarayı anlatmama kelimeler yetmez. Sanki gökyüzündeki yıldızlar yere inmiş gibiydi. Evet, tam da böyle bir manzara vardı. Balonlar yere seriliydi ve motorlar belli aralıklarla içlerine ateş püskürtüyor, içlerindeki havayı ısıtıyorlardı. Yavaş yavaş şişen balonlar yerden usulca yükselmeye başladılar. Çok büyüklerdi.

Gece Sıcak Hava Balonları
Gece Sıcak hava balonu

Vadideki insanlardan bazılarını araçlarına yöneldiklerini gördüm. Geri kalanlar ise balonları şişirmeye devam ediyorlardı. Araçlardan ikisi benim bulunduğum otele geldiler. Ben de bu görsel şöleni istemeye istemeye bırakıp lobiye döndüm. Araçlardan toplamda 4 kişi inip lobiye yöneldiler. Gelenlerden ikisi doğal olarak şoför, diğer ikisi ise hem rehber hem de tur şirketi çalışanıydı. Bana bir liste uzatıp listedeki kişileri lobiye davet etmemi kibarca rica ettiler. Listedeki isimler otelde konaklayan turistlerdi. Balon turlarına katılmak için listelere isimlerini yazdırmışlardı. Sistemden teker teker oda numaralarını bulup aradım. Balonların kendilerini beklediklerini belirtip lobiye davet ettim. Bir kaç dakika sonra listede bulunan bütün turistler eksiksiz bir şekilde lobide toplandılar. Araçlara bindirilip vadiye götürüldüler.

Sıcak Hava Balonları
Sıcak Hava Balonu Şişirilirken

Sabah saat 5.30 sularıydı. O saatlerde yapılması gereken bir kaç rutin kontrolün ardından bir çay alıp tekrar bahçeye çıktım. Gün doğmak üzereydi. Balonlar havalanmaya başladı. İnanılmaz güzellikte bir görüntüydü. Bir kaç dakika sonra gökyüzü balonlarla kaplandı. Peri bacalarının ve Kapadokya ‘nın üzerinde devasa balonlar süzülüyordu.

İş başı yaparken, mesai arkadaşlarımla tanıştırılırken ya da işleyiş hakkında bilgi alırken böyle bir konudan bana hiç bahsetmemişlerdi. Tam bir sürpriz olmuştu. O gün hayatımda daha önce hiç tanık olmadığım bir güzelliğe, bir şölene tanıklık etmiştim. Büyüleyiciydi. Göreme’nin üzerinde sayısız balon Ürgüp’e doğru süzülüyordu.

Kapadokya Balonları Gökyüzünde
Kapadokya Balonları

Sonraki her gece bu görsel ziyafeti Göreme Tourist Hotel ‘in bahçesinden, hem de en önden izleme keyfini yaşadım. Her izleyişimde daha çok büyülendim. Daha sonra bir hayal kurdum. Gün gelir de âşık olup evlenmeyi düşünürsem evlilik teklifini burada bu manzara eşliğinde yapacaktım.

6 Yıl Sonra Kapadokya

O yazdan tam 6 yıl sonra evlendim. Evlilik teklifini hayal ettiğim şekilde gerçekleştirebildim mi? 6 yıl aradan sonra ben Kapadokya ‘da, elimde tek taş bir yüzük, karşımda âşık olduğum kadın ve önümüzde o vadi vardı. Neler mi oldu? Bir sonraki yazımda neler olduğunu anlatacağım. Emin olun “yok artık” diyeceksiniz.

Aşağıdan Adana Gezi Blog ‘a abone olup takip edin.

Görüşmek üzere… Sağlıcakla kalın

%d blogcu bunu beğendi: