Geziler

İstanbul Gezisi ile Edindiğim İlginç Deneyim

Adanalı bir çocuk olarak küçükken İstanbul’u zihnimde, izlediğim Türk filmlerinin de etkisi ile hep korkutucu bir şehir olarak canlandırıyordum. “İstanbul adamı yutar” nidaları ile süslenmiş film replikleri bu kent hakkında ön yargılı bir bilinç geliştirmeme yetmişti. Tabii ön yargılı olduğumu büyüdükçe anladım. Zaman ilerledikçe zihnimdeki gerilim yerini meraka bıraktı. Televizyon kanallarında, dergilerde, sosyal medyada İstanbul’un birbirinden güzel fotoğraflarını ve görüntülerini gördükçe doğal olarak içimde bu güzel şehri çıplak gözle görme arzusu yeşerdi. İstanbul gezisi planlayıp uygulamaya koymak artık şart olmuştu ki ilk ziyaretimi nihayet üniversite öğrencisiyken gerçekleştirdim.

İstanbul
İstanbul Gezisi – Foto: Adranalin Travel

Yeni yerler keşfetme konusunda bitmez tükenmez bir merakım vardır. Üniversite öğrencisiyken birçok yeri ama özellikle İstanbul’u görmek, gezmek istiyordum. Bu istek o yıllarda baskınlığını hissettirdikçe bir fırsata ihtiyaç duymaya başlamıştım.

Öğrenciyken hem çalışıp hem okuyordum. Ailemin maddi durumu iyiydi ama kendi ayaklarımın üzerinde durma isteğim bendenizi aile olanaklarını kullanmaktan alıkoyuyordu. Kazandığım para ucu ucuna yetiyordu ki bu da zaten cebimi fitili ateş almaya hazır bir dinamite dönüştürüyordu. İstanbul ziyareti için fırsat arıyorum dememin sebebi de bu dinamitti.

İstanbul Gezisi – Hüsran

3 arkadaş olarak enformasyon memurluğu sınavına girmeye karar verişimiz İstanbul seyahatinin kapılarını sonuna kadar açtı. Sınav İstanbul’daydı, okulum ise Hatay’da… Gittik, sınava girdik fakat doğru dürüst gezemeden döndük. Aldığım ilk ders İstanbul’da her şeyin oldukça pahalı olduğuydu. Zira havaalanından sınav merkezine gidene kadar cebimizdeki parayı tüketmiştik. O gün İstanbul’u dilediğimce gezmek hayal olarak kaldı.

Yıllar geçti. Okulu bitirdim, askerliğimi yaptım, çalışma hayatına başladım. Çalıştığım yerde melek gibi bi kızla tanışıp bir yıl içinde de evlendim. En heyecan veren ortak noktalarımızdan biri de içimizdeki İstanbul’u gezme arzusuydu. Ben en azından boğazı, kız kulesini görmüş, İstanbul’un havasını solumuştum ama eşim bu harika kenti sadece fotoğraf ve videolardan biliyordu.

Yazın ortasıydı. Günlerden cumartesi… Adana cehennem gibi bir gün yaşıyordu. Termometreler 43 dereceyi gösteriyordu. Yüksek nem ise hissedilen sıcaklığı daha da dayanılmaz bir seviyeye taşımıştı. Nefes almakta zorlandığım bir anda dönüp eşime “hazırlan, bu akşam İstanbul’a gidiyoruz” dedim. Şaşırdı ama hiç bir soru sormadı. Heyecanlanmıştı. Yüzünden anlaşılıyordu. “Tamam” diyebildi. Hemen uçak biletimizi aldık. Hazırlanıp saati geldiğinde de yola koyulduk.

İstanbul Atatürk Havalimanı ‘nın kapısından çıktığımızda yüzüme çarpan serin havayı dün gibi hatırlıyorum. Ferahlamıştım. Otelimize gidip yerleştik. Otel havalimanının çok yakınındaydı.

Sabah uyandığımda harika hissediyordum. Son 10 yıldır hiç o sabahki kadar dinç uyanmamış olduğumu fark ettim. Eşyalarımızı toparladık. Otelden çıkışımızı yaptık. Artık İstanbul’un altını üstüne getirmeye hazırdık.

Gezimizin Başlangıcı

Bir önceki günün akşamı geldiğimiz İstanbul için planımızı bir gece konaklama, ertesi günü gezi ve akşam Adana’ya dönüş şeklinde yapmıştık. Bir gece kalacağımız için de yanımıza 2-3 giyecek almamız gerektiğinden “küçük bir çantayla gidelim” şeklinde kurduğum öneri cümlesinin neticesi olarak bir çanta asılı idi omzumda. Çanta küçük değildi. Küçük olmamasının yanı sıra hafif de değildi. Bir anda kendimi omzuma asılı en az 15 kiloluk bir çanta ile İstanbul sokaklarında nefes nefese yürürken buldum. İşin kötüsü de çanta her dakika git gide daha da ağırlaşıyordu. Fakat yaşadığı mutluluk yüzünden ağzı yüzü gülümseme içinde kalan eşimin keyfini kaçırmamak için sesimi çıkarmamaya çalışıyordum.

İstanbul’u hiç gezmemiş olduğumuzdan gitmek istediğimiz yerlere nasıl gideceğimiz hakkında bir bilgimiz yoktu fakat çokça işimize yarayan güzel bir fikrimiz vardı. Telefonumuzdaki harita uygulamasını kullanacaktık.

Bir rota çizdik kendimize. Gelmişken önce Tahtakale sonra Kapalı Çarşı bölgesini gezelim diye düşündük. O dönem e ticaret yaptığımız bir dönemdi. Yarı değerli taşlardan yaptığımız kolyeleri satıyorduk. Mercan taşından özel kesim bir taş dizisi arıyorduk. Yarı değerli taşların Türkiye toptancılarının Tahtakale ve Kapalı Çarşı civarında olduğunu da öğrenmiştik.

Bir kaç toptancı gezdik. Günlerden pazar olduğu için bir çok yer kapalıydı. Aradığımızı bulamadık fakat omzumdaki çantayı sırtıma almamı sağlayan bir sırt çantası edindik. Ağırlığın omzumda değil sırtımda olması bi nebze de olsa beni rahatlatmıştı.

Eminönü’ne indik. Dolaşmak istiyorduk. Hava çok güzeldi İstanbul’da. Bu güzel hava ikimizi de çok ferahlatmıştı. Öncelikle kesinlikle eşime boğazda bir vapur deneyimi yaşatmak istedim. Eminönü iskelesinden bir vapura bindik. İstikamet Kadıköy idi. Vapur biraz açılınca İstanbul boğazının muhteşem manzarasının tam ortasında bulduk kendimizi. Bir yanımızda Galata Kulesi diğer tarafta Süleymaniye ve tabii ki Koca İstanbul. Vapur ilerledi boğazın ortasına geldiğimizde yağmur başladı. Fakat sadece bizim üzerimize yağıyordu. İstanbul günlük güneşlikti ama bizim üzerimizde yağmur bulutları vardı.

Zikzak

Kadıköy vapur iskelesinde indik. Birer balık ekmek yedik. Kişi başı 15 ₺ tuttu hesap. Biraz dolaştıktan sonra tekrar vapur iskelesine döndük. Kadıköy rıhtımdan bakınca Eminönü harika görünüyordu. Sultan Ahmet ve Süleymaniye camilerinin manzarası enfesti. Vapurla tekrar karşıya ama bu sefer daha kuzeye Beşiktaş’a gidiyorduk. Kız kulesinin önünden geçtik. Galata’yı ve Üsküdar’ı seyrettik. Atamızın son günlerini geçirdiği Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçip iskeleye yanaştık. İstanbul gezisi için son durağımız burasıydı

Beşiktaş’a gelmiştik. Çok Avrupai bir havası vardı bu ilçenin. Bir süre gezdik ve sayısız fotoğraf çektik. Gezerken sorun yaşamayalım diye Google Haritalar uygulamasından yardım alıyorduk. Telefon uygulaması olan Google Haritalar uygulaması başka hiç bir ilde yaşamadığım bir şey yaşattı bize. Bir yere gidecekseniz size yolu tarif eden bu uygulama İstanbul’da hangi duraktan hangi araca binmeniz gerektiğini duraklarına varana kadar söylüyordu. Böylece hiç bir sorun yaşamadan kısa da olsa çok güzel bir İstanbul gezisi yapmış olduk.

Gezimiz bitmişti artık dönme vaktiydi. Tekrar uygulamaya başvurduk. Atatürk Havalimanına kadar hangi durakta hangi aracı kullanmamız gerektiği bilgisini alarak havaalanına ulaştık.

İstanbul tarih kokan bir şehir. Kesinlikle gidilip gezilmesi gerek. Kalabalık fakat harika bir atmosferi var. Adana Gezi olarak burayı gezmeden ölmeyin demeyi kendime görev sayıyorum.

Bir sonraki yazılarımızda görüşmek dileğiyle…

%d blogcu bunu beğendi: