gölkapak
Geziler

Feke – Yeryüzünde Bir Cennet

Çoğumuz televizyonda da olsa en az bir kere Karadeniz Bölgesinin o benzersiz yeşilini hayranlıkla izlemişizdir. O eşsiz manzarayı görüp âşık olmamak elde değil. Eminim ki bu doğa harikası manzarayı mutlaka yakından görmek gerektiğini düşünmeyen yoktur. Hâlbuki Türkiye’nin bir çok yerinde bunun gibi akla durgunluk veren sayısız yer var. Bunlardan biri de bana sorarsanız tartışmasız Feke’dir. Feke benim için gerçekten çok özel bir yer. Bu yazımda da neden bu kadar özel olduğunu size anlatmak, bunu sizinle paylaşmak istedim.

fekeyukardan
Feke Gökyüzünden

Önceki yazılarımda da şehirlerin keşmekeşliğinden, gürültüsünden bunaldığımız anlarda başımızı kaldırıp etrafımıza bakmamız ve çevremizdeki “kaçış rampalarına” yoğunlaşmamız gerektiğinden bahsetmiştim. İşte Feke “kaçış rampaları” tanıma hayat veren harika bir yer. Sadece tatil için değil ben ömrümü bile burada geçirebilirdim.

Son bir kaç gündür Adana gerçek anlamda cehennemi bir sıcağın esareti altındaydı. İnanın böyle bir sıcakta insan düşünme yeteneğini bile kaybedebiliyor. Öyle ki kaçmanız gerektiğini, bu sıcaktan kendinizi çekip kurtarmanız gerektiğini biliyorsunuz fakat nasıl yapacağınızı düşünemiyorsunuz. İşte böyle bir yeti kaybından bahsediyorum. Adana sıcağı ya da nemi, adına ne derseniz deyin, sizi yerinize mıhlayacak bir balyoz gibidir. Bu bir kaç gündür tepemize inmiş olan bu balyozdan kurtulup son bir gayretle bir adım atabilirseniz kendinizi şanslı sayabilirdiniz. Ben de geçtiğimiz cumartesi bu adımı atabilmiş olmanın verdiği mutluluğu sizinle paylaşmak için yaptıklarımızı yazmaya karar verdim.

Cehennemî Sıcak

Çalıştığım büroda 4 adet çok güçlü bilgisayar mevcut. Bu, çoğunuz için bir anlam ifade etmeyebilir. Bir an gözünüzde Adana gibi bir yerde küçücük bir büroda 4 adet canavar bilgisayarın çalıştığını, güneşin de direkt olarak bu büroya vurduğunu canlandırın. Bütün bu saydıklarıma bir de bozuk klimayı ekleyin ki klima dediğiniz alet Adanalılar için “bir sevda masalı” gibidir. Yorucu çalışma temposunu da işin içine dâhil ettiğinizde bir ince alarm sesi duyacaksınız. Bu alarm size “kaaaç, kaç kurtar kendini” diye bangır bangır bağırıyor olacaktır. Yurt genelinde hakim olan çöl sıcakları ile ortalama sıcaklık 33 derece. Adana’da nemle beraber sıcaklık 45 derece. Saydığım şartlarla beraber çalıştığımız oda sıcaklığı ise abartısız söylüyorum 55 derece. Tabi bir de her yerde duyduğunuz bir kavram var; “hissedilen” sıcaklık… Hissedilen sıcaklık ise tam 65 derece. Bu “hissedilen” kelimesini şöyle yorumlarsanız yaşadığım bunalımı hemen anlayacaksınız: Delirmiş bir güneş, delirmiş bir şehir ve delirmiş insanlar üçlüsünün ruhunuzda yarattığı his.

Dakika Dakika Feke Planı

Çıldırmanın eşiğindeyken kaçış içgüdüsüyle hemen harekete geçtim. Eşimi aradım. Durumu anlattım. Aynı kurumda farklı büroda çalıştığımız için mesafe olarak yakınımdaydı. Çıktık. Hemen kurumun karşısında bulunan oto kiralama servisine attık kendimizi. Bir araç kiralayıp evin yolunu tuttuk. Akşam olmuştu zaten. Hazırlanıp Çatalan tarafında bulunan kahvaltı mekânı olarak da bilinen bir kafeye gittik. Çatalan civarında bu kafelerden onlarca vardı. Seyhan Baraj Gölünün hemen kıyısında bulundukları için belki serindir ve bize faydası olur düşüncesi ile tercih etmiştik. Tercih ettik etmesine de sanırım sıcak olan sadece hava değildi. Su da çok ısınmış olacak ki göldeki kurbağalar kendilerini kıyıya atmış kendi aralarında muhabbet ediyorlardı. Kurbağa vıraklamaları en az şehir gürültüsü kadar rahatsız ediciydi Çaresiz geri döndük. Geceyi ertesi günü planlayarak geçirdik. Sabah olduğunda yola çıktık. İstikamet Feke idi.

Geçtiğimiz sene içinde defalarca geldiğim bu yeşil ilçe bana hep huzur veriyordu ve eşimin de burayı görmesini çok istiyordum. Anlatacaklarımı okuyunca ismini sayacağım bazı yerleri, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursanız olun daha önce duymuş olduğunuzu anımsayacaksınız.

Sakin bir yolculuktan sonra Kozan Baraj Gölüne vardık. Bir yol kenarı restoranda durup araçtan indik. Bu restoranın özelliği yol kenarı olması değilmiş, o anda öğrendik. Restoran cennet kenarı imiş. Büyüleyici bir manzara vardı karşımızda. Dakikalarca izledik. Fotoğraf çekildik. Birer tane de çay içtikten sonra aracımıza binerek Feke istikametinde yola devam ettik. Yol boyu eşsiz manzaralar bizi kendisine hayran bırakıyordu. Özellikle Kozan Gölünden hemen sonra başlayan engebeli araziye dağılmış müstakil evler, bahçeler, hayvanlar ve pek tabii ki harika bir bitki örtüsü aklımızı almıştı. Gerçekten çok güzeldi.

Kozan BarajGölü açı
Kozan Gölü

Feke

Engebeli arazinin orta yerinde Türkuaz rengi harika bir göl ve yanı başında yeşillikler içinde bir ilçe belirdi karşımızda. Feke… Çok küçük bir ilçe burası. Bir kasaba hatta. 100 metre gidince sonuna vardığınız bir yerleşim ama zaten merkezi için gelmemiştik. Yol boyunca bir oraya bir buraya hayran kalmaktan acıkmış olduğumuzu bile hissetmemişiz. Gezmeye başlamadan önce karnımızı doyurmak gerektiğini düşündük ve nereye gidebileceğimiz hakkında konuştuk. Tabii ki yemeği cennette yemeye karar verdik. Gölbaşı Restoranda…

KozanBarajGölü
Kozan Barajı ve Gölü – Farklı Açı

Gölbaşı Restoran, adından da anlaşılacağı gibi bir gölün yanı başındaydı. Göksu Gölü. Fakat bu gölü eğer sıradan bir göl diye yazıp geçiştirirsem yazık etmiş olurdum. Göksu enfesti. Evet, evet bu manzarayı anlatacak en güzel kelime buydu: Enfes. Göksu Gölünü sadece anlatacak değilim tabii ki, onlarca fotoğraf çektik. Bu manzarayı okumakla kalmayacak aynı zamanda göreceksiniz de. Kesinlikle emin olduğum bir şey var; bırakın yabancıları, öz Adanalıların bile yanı başlarında böyle bir güzelliğin olduğundan haberleri yoktur. Gerçekten tüm kalbimle söylüyorum burası saklı kalmış bir cennet köşesi. Sadece doğası ile değil verdiği huzurla da öyle. Feke duyulmuş bir yer değil ama bana sorarsanız duyulmaması, bilinmemesi çok daha özel kılıyor bu tatlı ilçeyi.

GölbaşıRestoran
Feke Restoranları – Gölbaşı Restoran

Bir sonraki yazımda size Gölbaşı Restoranın insanın ağzını açık bırakan dünya harikası manzarasını, enfes Göksu Gölünü ve ulusal çapta şöhret olmuş Tapan Yaylası‘nı anlatacağım. Kısacası bu yazının devamı gelecek. Göksu Gölü’nün kamelyalar arkasından belli belirsiz olduğu bir fotoğrafı bilerek paylaştım. Sonraki yazımda daha net göreceğiniz bir fotoğraf yayımlayacağım.

Sağlıcakla kalın.

%d blogcu bunu beğendi: