Geziler

Ege Turu Yaparken Görülmesi Gereken Yerler

Ege Turu birçok tatilseverin hayallerini süsler. Gerçekten Ege bambaşkadır. Türkiye’nin ayrıcalıklı tatil destinasyonlarını bünyesinde barındıran bu güzide bölge, adıyla bile birçoğumuza heyecan verebilmektedir. Biz zaten 2018 yılının yazında bir Ege turu gerçekleştirmiştik. Ona rağmen bu kez göremediğimiz yerleri görmek şartıyla tekrar bir tur yapma fikriyle yine Aydın’ın yolunu tuttuk.

Güzelçamlı Millli Parkı Ege Turu
Güzelçamlı Millli Parkı

Aydın merkezde bulunan teyzemizin evine varıp onlarla hasret giderdikten ve bir süre de dinlendikten sonra başladık kiralık araç aramaya. Bu aşamada size hayati bir tavsiyede bulunacağım. Ege turunu bir tur şirketiyle yapmak yerine bizim gibi araç kiralayarak yapmayı düşünürseniz aracınızı tatilinizin başlayacağı günden haftalar önce ayırmanızı öneririm. Son güne bırakırsanız kiralık araba bulma işi tam bir yılan hikayesine dönebilir.

Aydın merkezinde hatırı sayılır sayıda araç kiralama firması olmasına rağmen bize uygun bir araç bulamadık. Bu firmaların bazılarına ulaşamadık bir kısmının da elinde ya araç kalmamıştı ya da fiyatları bize uygun değildi. Tam umudu kestiğim anda bir telefon geldi. Arayan kişi Viprentcar firmasından Özgür Bey idi. Bu firma arayıp ulaşamadığım firmalardan biriydi. İhtiyacımız olan aracı anlattık. Ellerinde tam da istediğimiz gibi bir araç bulunduğunu söyledi. Fiyat da çok uygun olunca adresinizi verin biz geliyoruz dedik. Özgür Bey’den siz zahmet etmeyin adresi verin biz size gelelim şeklinde bir cevap alınca memnuniyetim daha da arttı.

Aracımızı kiraladık. Zindeydik, heyecanlıydık ve tatile hazırdık. Ertesi gün aracımıza atladık ve ilk durak olarak belirlediğimiz İzmir’in yolunu tuttuk.

Ege Turunda İzmir Durağı

1,5 saati aşan bir seyahatten sonra İzmir karşımızdaydı. Adana’dan alışık olduğumuz yeşil manzara, ağaçlık, ormanlık görüntü maalesef İzmir’de yoktu. Dağlar çırılçıplak ve şehir alabildiğine beton yığını olarak gözümüze çarptı. Açıkçası İzmir’in bu görüntüsü bizim için hayal kırıklığıydı. Yıllar önce İzmir’i görmüştüm ama tabi o yıllardan bu yana çok zaman geçti. Belki o zaman da böyleydi ama her ne olursa olsun bu kente yeşil çok yakışırdı diye düşünerek İzmir Kordon’un yolunu tuttuk. Eşim ve Kayın validem İzmir’e daha önce hiç gelmemiş olduklarından benden daha heyecanlıydılar.

Aracı Kordon’da bir otoparka park ettikten sonra yürümeye başladık. Deniz çok güzel görünüyordu. İzmir Kordon deniz kenarı boydan boya park ve yürüyüş alanları olarak düzenlenmiş, oldukça temiz ve bakımlı bir yer olarak karşıladı bizi. Biraz yürüdük. Hava çok güzeldi. Denizden de bahsedildiği gibi öyle kötü bir koku da gelmiyordu. Mis gibi iyotlu deniz kokusu vardı. Ayrıca hep kalabalıklığından şikayet edilen bu güzel yer bizim gittiğimiz saatlerde yani sabah saatlerinde oldukça da sakindi.

Kordon’da biraz zaman geçirdikten sonra ve pek tabi İzmir’in büyüklüğüne şahit olduktan sonra bir günde gezilip bitirilemeyecek bir yer olduğuna karar verdik. Daha sonra tekrar uğramamız gereken yerler listemize kaydettikten sonra öncelikli hedeflerimiz arasında olan meşhur “Şirin Ege Kasabaları”nı görmek için yola koyulduk.

Foça

Hep söylenir. Söylendiği kadar da güzeldir. Hiç dillendirmediyseniz bile mutlaka duymuşsunuzdur. Bahsettiğim şey şirin bir Ege kasabası tabiri. Foça, diğer adıyla Eski Foça az önce bahsettiğim o meşhur tabirin tam karşılığıdır. Foça bir belediye, yani bir ilçe olmasına rağmen o tabirin hakkını verdiği için ben kendisini hep kasaba olarak nitelendirmişimdir. Gezmeyi yeni yerler görmeyi seven bir insansanız ve özellikle planlarınız arasında bir Ege turu varsa Foça’yı muhakkak o plana dahil etmelisiniz. Eski taş evleri, sokakları, balıkçı tekneleri, restoranları, kafeleri ve insanları ile egenin incisidir Foça.

Foça Ege turu
Eski Foça

İşte Ege turumuzun 2. durağı burasıydı. Benim için her zaman bambaşka bir öneme sahip olan bu harika kasaba eşimi ve kayın validemi de oldukça büyülemişti. Bu kadar beğendikten sonra da haliyle o günün geri kalanını Foça’da geçirmeye karar verdik. Eski Foça ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isterseniz burayı tıklayıp bu güzel ilçemiz hakkında yazdığımız yazımızı okuyabilirsiniz.

Akşam olmuştu. Dinlenmek üzere tekrar Aydın’a doğru yola çıktık. Foça – İzmir arasındaki yol biraz zorludur. Dikkat gerektirir. İzmir – Aydın arası ise otoyol olduğundan seyahat oldukça rahattır.

Didim – Eski Adıyla Didyma

Ertesi günü yola çıktığımızda bu kez istikamet Didim idi. 1991 yılında ilçe olan bu harika kent hem tarihi değeri hem de doğal güzellikleri ile büyüleyici bir destinasyondur. Antik adı Dydima’dır.

Didim kuzeyinde Kuşadası, güneyinde Akbük, güneydoğusunda Bafa Gölü, batısında Ege Denizi ve doğusunda Menderes ırmağını barındıran bir yarımada üzerindedir. Birçok kez isim değiştirmiştir. Dydima en eski ismi olmakla beraber Osmanlı döneminde Yoran ve 1955 yılından sonra Hisar ve Yenihisar isimleri ile de anılmıştır.

Mavi bayraklı Altınkum plajı ve harika denizi ile adını tüm dünyaya duyurduktan sonra tur operatörlerinin yoğun çalışmaları ile birlikte sahip olduğu turizm potansiyelini seçkin bir turistik destinasyona dönüştürmeyi başarmıştır.

Altınkum Plajı

Altınkum plajı benim Türkiye’de gördüğüm en güzel olmakla beraber bir o kadar da kalabalık plajların başında gelmektedir. Özellikle tatillerden ve bayramlarda önceden yer ayırtmadıysanız mahşeri bir kalabalığın sizi beklediğini bilmenizi isterim. Altınkum plajının bir bölümü işletmelere, başka bir bir bölümü belediye ile halkın kullanımına tahsis edilmiştir. Belediyenin işlettiği bölümde şezlong ve şemsiye hizmeti verilmektedir. Fakat plajda bu şezlongları ya da şemsiyeleri kullanacaksınız diye bir kaide yok. Eğer arzu ederseniz kendi şemsiyenizi ve sandalye ve hatta varsa şezlongunuzu da getirebilirsiniz.

Altınkum  Ege Turu
Altınkum

Belediyenin sunduğu şemsiye ve şezlong hizmetinden faydalanmak isterseniz cüzi bir miktar ödeme yapmanız gerekmektedir. Biz iki şezlong ve bir şemsiyeye 30 ₺ ödedik. Ayrıca bu bölümde gün boyunca plaja bağlı çalışan seyyar satıcılara rastlayacaksınız. Seyyar satıcı deyince yüzünüz buruşmasın. Şezlongların arasında gün boyu belli aralıklarla dolaşan bu satıcılar sizin için kurtarıcı pozisyonda olabiliyorlar.

Altınkum plajında yüzünüzü denize döndüğünüzde plajın en solunda kalan bölümünün bir otelin kullanımına tahsis edildiğini görürsünüz. Onun sağında şezlongsuz ve şemsiyesiz halk bölümü, yine onun sağında belediyeye ait şezlonglu ve şemsiyeli bölüm yer almaktadır. Plajın geriye kalan kısmı ise halkın serbest kullanımına ayrılmıştır. Ama tabi genel plaj kullanım kuralları burada da geçerlidir. Altınkum plajının handikaplarından biri duş ve soyunma kabinlerinin çok az sayıda olmasıdır. Ben koca plajda sadece iki kabin gördüm. Onların da önünde kuyruk vardı. Ege Turu yapacaksanız Didim ve Altınkum plajları asla es geçmemeniz gereken yerlerden ikisidir.

Plajın ortasında su sporları için gereken her türlü araç ve donanım mevcut. Tabi bunlar ücretli. Su sporları hizmetinin verildiği bölümün solunda kalan yerde denizin ilk 10 metrelik bölümü taşlık. Denizin bu bölümünü geçtikten sonra ise sizi dibi dümdüz ve tamamen kum olan ve yüzme bilmeyenler için bile oldukça güvenli sayılabilecek bir alan bekliyor olacak. İlk 10-15 metrenin taşlık olması suyun bulanmasını engellediğinden Altınkum plajının bu bölümündeki deniz suyu oldukça berrak.

Su sporları bölümünün sağında kalan denizin dibi başlangıcından itibaren tamamen kum. Soldaki taşlık gibi bir alan plajın bu kısmında olmadığı için halk tarafından daha çok tercih ediliyor. O yüzden daha kalabalık ve bu kalabalıktan dolayı deniz burada sol tarafa nazaran daha bulanık.

Didim sadece Altınkum plajından ibaret değildir tabiki. Tarihi zenginlikleri ve gece hayatı ile de Didim Ege bölgesinin gözbebeği konumundadır. Özellikle dünyaca ünlü Apollon tapınağı burada bulunmaktadır. Didim’e gelirseniz burayı da mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

Didim’e kuzeyden gelecekseniz, yani Aydın ya da İzmir yönünden gelecekseniz yolun çok rahat olduğunu söyleyebilirim. Yalnız navigasyona bir yere kadar güvenebilirsiniz. Çünkü Söke’den güneye doğru yol aldığınızda navigasyon ilk Didim yol ayrımında sizi sağdaki yola yönlendirecektir. Bu yol Didim’e giden eski yoldur. Dar ve bozuk olduğu için tavsiye etmem. Düz devam edip ikinci Didim kavşağından Didim istikametine dönmenizi öneririm. Bu yol duble yoldur. Hem çok geniş hem de çok güzeldir.

Altınkum plajının hemen önünden geçen yol araç trafiğine kapalıdır. Zaten o yolun girişine geldiğinizde bariyerler sizi sola, tepeye doğru çıkmaya mecbur bırakacaktır. Tepede oldukça geniş ücretsiz bir otopark bulacaksınız. Yalnız bu otoparkın tek eksisi toprak olmasıdır.

Biz Didim’de denize girip yeterince güneşlendikten sonra akşam üzeri tekrar Aydın’a döndük. Oldukça güzel ve doyurucu bir gün oldu hepimiz için.

Bodrum – Ege Turu Devam Ediyor

Didim’deki enfes günün ardından sonraki iki günü bir sonraki durağımız Bodrum olacak şekilde planladık. Sabah hazırlığımızı yaptıktan hemen sonra yola çıktık.

Bodrum Muğla’nın ilçesi olmakla beraber ülkenin en gözde tatil yöresidir. Bizim hedefimiz ise Bodrum merkez değil beldelerinden ikisi olan Yalıkavak ve Gümüşlük’ü ziyaret etmekti.

Yalıkavak’ta o civardaki en iyi et restoranı olan Adayalı Ocakbaşı’nı gidilecek yer olarak navigasyona tanıttıktan sonra cihazın belirlediği rota üzerinden seyre başladık.

Aydın’dan Bodrum’a giden en sağlıklı iki rotadan biri Çine üzerinden, diğeri ise Söke üzerinden devam eder. Biz Bodrum’a Çine üzerinden gitmeye karar vermiştik. Yollar oldukça sakindi. Fakat yolculuğumuzda bizi üzen şey geçtiğimiz bazı bölgelerde tanık olduğumuz orman yangınlarıydı.

Adayalı Ocakbaşı – Yalıkavak

Dinlene dinlene, acele etmeden sürdürdüğümüz yaklaşık 4 saatlik yolculuğun ardından Yalıkavak’a varmıştık. Adayalı Ocakbaşı’na vardığımızda akşam üzeriydi. Adana mutfağının ülkedeki en harikulade temsilcilerinden biri olan Adayalı Ocakbaşı restoranın büyücü ustası Hasan Usta’nın elinden enfes ızgaraların tadına bakmadıysanız kendinizi ızgara et yemiş saymayın. Bunu söylerken içim o kadar rahat ki buradaki tavsiyeme uyup orada yemek yiyecek bir tek okuyucumuzun bile pişman olacağını kesinlikle düşünmüyorum. Hele bir kuzu kuşbaşısı var ki hani eskiler derler ya “lokum lokum” diye, hah işte aynen öyle… Etin ağzınızda dağıldığını hissetmek meğer ne büyük bir keyifmiş. Bu hissi yaşamak için ülkenin en ücra köşesinden bile bu restorana gidilebilir. Ege Turu olarak isimlendirdiğimiz gezimizin en akılda kalıcı dakikalarını burada geçirdik diyebilirim.

Adayalı Ege Turu
Adayalı Ege Turu

Adayalı Konumu

Adayalı Ocakbaşı restoran lebiderya konumundan dolayı günbatımı manzarasını anlatmadan geçmek olmaz. Hatta kelimelerim değil aşağıdaki fotoğraf vaziyeti size bizzat kendisi göstersin.

Yalıkavak Ege turu

Bodrum yarımadası ülkemizin en pahalı tatil yörelerinden biridir. Eğer bütçeniz kısıtlı ise dikkatli seçimler yapmanızı özellikle tavsiye ederim. Yemek yiyeceğiniz noktalardan tutun, konaklayacağınız ve hatta çay bile içeceğiniz yerleri özenle seçmenizi öneririm. Çünkü öyle mekanlar var ki geleceğinizi avucunuzdan çekip alırlar, siz öylece bakakalırsınız. Kesinlikle abartmıyorum. Bu söylediğim aklınızda bulunsun.

Yalıkavak Gezisi

Onca yolu bir yemek yeyip iki dakika günbatımı izlemeye gelmemiştik. Elbette gezecektik. Fakat gün bitmişti. Geceyi haliyle bu yarımadada geçirecektik. Yalnız Yalıkavak’taki konaklama işletmelerinin belirlediği fahiş oda fiyatlarının çok iyi bildiğimden o civarda oda aramaya bir an bile teşebbüs etmedim. Bodrum beldelerinin en mütevazısı Gümüşlük’tür. Ben de ordan üçümüz için (ben, eşim ve kayın validem için) 3 kişilik bir odayı daha Bodrum’a gelmeden önce rezerve etmiştim. Odayı bulduğum işletmenin adı Oda Bodrum Gümüşlük idi. Verdikleri fiyat o kadar uygun bir fiyattı ki kalitesinden endişe ederek otelin yolunu tutmuştuk.

Yalıkavak Günbatımı
Yalıkavak Günbatımı

Gümüşlük

Geceyi burada bulduğumuz bir otelin 3 kişilik bir odasında geçirecektik. Oda Bodrum Gümüşlük beklediğimizde daha düzenli ve temizdi. Oldukça şık düzenlenmişti. Odaya yerleştikten sonra eşimin kış aylarından beri hayalini kurduğu şeyi konuşmaya başladık. Çoğunuz merak etmişsinizdir. Neden başka bir yer değil de Gümüşlük. Eşim kış aylarından biri Gümüşlük fotoğraflarına bakıp “Onur, bir gün buraya da gidelim” deyip durmuştu. Artık bu isteğini gerçekleştirebilirdik.

Gümüşlük Ege turu
Gümüşlük Ege turu

Sabah uyandık, toparlandık, hazırlanıp Gümüşlük’ün o dünyalar tatlısı deniz kenarı kafelerini görmek için sahile indik. Hakikaten dedikleri kadar vardı. Çok güzel ve şirin görünüyorlardı.

Bu kafelerden birinde harika bir kahvaltı yapıp biraz dolaştıktan sonra etrafı seyredaldık. Havası da denizi de tertemizdi. Her yerde martılar vardı. Bir kaç saat burada zaman geçirdik. Sonra aracımıza binip tekrar kuzeye doğru yola çıktık.

Gümüşlük marina
Gümüşlük marina

Bu kez istikamet Kuşadası, Güzelçamlı idi. Orda da en az iki gece konaklayacaktık. Yerimizi de ayırmıştık. Kınalıkaya Otel adında bir işletmede bir oda ayarlamıştım.

Bafa Gölü

Çine üzerinden gelmiştik Bodrum’a fakat dönüşümüz denize daha yakın bir yol olan Didim yolu üzerinden gerçekleşti. Güzelçamlı’ya giderken bu yolu kullanmamız gerekiyordu. Milas – Didim karayolu bazı kısımlar hariç oldukça güzel bir yoldu. 2 saatlik yolun ardından bir tepeyi aşınca karşımıza bütün güzelliği ile Bafa Gölü çıktı. Bu güzel manzarayı izlemeden, fotoğraflarını çekmeden yola devam etmek olmazdı. Gerekeni tabi ki yaptık. Huzurlarınızda Bafa Gölü…

Bafa Gölü
Bafa Gölü

Otel Kınalıkaya – Güzelçamlı

3 saati aşan yolculuğun sonunda Güzelçamlı’ya varmıştık. Kınalıkaya Otel’i de bulmak hiç zor olmadı. Otele girdiğimizde biraz eski bir yapı olduğunu farkettik. Giriş işlemlerimizi bitirip odamıza çıktık. Öyle yıldızlı otellerdeki gibi belboy eşliğinde odaya götürülmeyi falan beklemeyin. Neredeyse herşey self servisti. Oda oldukça demode bir düzenlemeye sahipti. Eski perdeler, temiz fakat köhne görünümlü bir banyo ve çok da rahat olmayan yataklar karşıladı bizi. Hatta bir ara çıkıp başka bir otel bulmayı bile düşündüm.

Benim meşhur uygulamalarıma başvurup başka bir otel arayışına başladım. Fakat telefonumdaki 3 uygulama da bölgenin en yüksek puanlı oteli olarak Kınalıkaya Otel’i gösteriyordu. Anlam veremiyordum. İnsanlar bu otelin nesini bu kadar sevmişlerdi.

Otelle ilgili diğer detaylara geçmeden önce neden Güzelçamlı’ya geldiğimizi de hemen anlatmak isterim. Kuşadasının güneyinde Güzelçamlı Milli Parkı vardır. Bu milli park askeriye tarafından korunmakla beraber halkın ziyaretine de açıktır. Batısında, hemen tam karşısında Yunanistan’a ait Sisam Adası bulunmaktadır. “Tamam, güzel de insan Ege’ye gelmişken 2 gününü milli parkın dibindeki bir otelde geçirir mi” diye sorabileceğinizi düşünüyorum. İşte doğru soru bu. Ve inanın bana çok ama çok geçerli bir cevabı var.

Güzelçamlı Milli Parkı ve Eşsiz Koyları

Eğer bir gün Kuşadası’nı veya Didim’i ziyaret edip buralarda tatil yapmayı düşünürseniz tekne turları düzenlendiğini göreceksiniz. Egenin en önemli özelliği eşsiz koylara sahip olmasıdır. Bu koylardan herhangi birinde ömrünüzü geçirebilmeyi dilersiniz. O kadar güzeldirler. Düzenlenen tekne turları sizi bu koylara götürürler. Gün boyu farklı farklı koylarda mola verip denize girmenizi sağlarlar. İşte bu enfes koylardan 9 tanesi az önce bahsettiğim Güzelçamlı milli parkının sınırları içinde yer almaktadır. İlk 5 koy halkın ziyaretine açıktır. Sonraki 4 koy ise çeşitli sebeplerden dolayı yasaklanmıştır. Bizim Güzelçamlı’da iki gün konaklamaya yapmamıza vesile olan işte bu koylarda biri olan 3 numaralı koydur. Nam-ı diğer Aydıncık Koyu.

Aydıncık Koyu

Güzelçamlı milli parkının halka açık 5 koyundan 3.sü olan Aydıncık Koyu keşfedilmemiş bir cennet bahçesidir. Ağaçlar arasında bir yoldan ilerlersiniz. Bu yol bütün milli parkı baştan aşağı kateder. 1. koy Çeşme koyudur. 2. koyun girişinde tabela göremezsiniz. Bu yüzden de girişini farkedemeyebilirsiniz. 3. koy ise Aydıncık Koyu tabelalı koydur.

Aydıncık Koyu
Aydıncık Koyu

Sağa döner deniz kenarına doğru inmeye başlarsınız. Öyle bir iniştir ki tedirgin olup yanlış bir yere girmiş olabileceğinizi bile düşünüp aklınızdan geri dönmeyi bile geçirebilirsiniz. Kesinlikle dönmeyin. Yol bir noktada sağ ve sol olmak üzere ikiye ayrılır. Ziyaretçilerin yüzde doksanı sol tarafa yönelir. Çünkü sol taraftaki yol daha sağlıklı görünür. Siz sağa dönün ve bana güvenin. Kısa bir süre sonra ağaçların arasından karşınıza bir cennet çıkacaktır. Hemen vardığınız noktada Tuvalet binasını göreceksiniz. Onun yakınına aracınızı park edin. (Bu arada milli parka giriş ücretlidir. Otomobil girişi 18 TL’dir. Araçta kaç kişinin olduğunun önemi yok) Tuvaletin yanına aracınızı park etmekten çekinmeyin çünkü bir kumsalda görebileceğiniz en temiz tuvaletler bu milli parktadır. Kötü de kokmazlar.

Güzelçamlı Milli Parkı Koylar
Güzelçamlı Milli Parkı Koylar

Bitmedi. Aracınızı park edin eşyalarınızı alın ve denizin kenarına gelip sağınıza dönün. Plajın en sağında bir tepe var. Oraya yürüyün. İnanın bana aradığınız huzur tam da orada sizi bekliyor olacak. Göreceğiniz en sakin kumsallardan biridir. Denizi tertemizdir. Kumsal taşlık olmasına rağmen kesinlikle rahatsız etmiyor.

Milli Park Koyları ile İlgili Önemli Notlar

Bir uyarı da bulunayım. Bütün gününüzü burda geçrimeyi düşüneceğinizden yanınızda mutlaka yiyecek, içecek kısacası günlük olarak neye ihtiyaç duyacaksanız götürün. Orda market, büfe, kafe gibi bir şey bulamayacaksınız. Siz, deniz, orman ve milli parkın yaban hayatı. Ege Turu dediğin koyda denize girmeden olmaz.

Aydıncık-Koyu
Aydıncık-Koyu

Bu koylarda piknik masaları, tahta şezlonglar, duş muslukları mevcut ve kullanımı ücretsiz. Şezlongların sayısı sınırlı. Bana sorarsanız şezlong olmasa da olurdu. Plajda hiç bir işletme ve işletmeci yok. Bir de yaban domuzları var. Görürseniz panik yapmayın. Kesinlikle zararsızlar.

Kınalıkaya Otel’i Ayrıcalıklı Yapan Özelliği

Gelelim otelle ilgili detaylara. Yukarıda da otelle ilgili bazı olumsuz durumlardan biraz da olsa bahsetmiştim. Fakat gittiğimiz yerlerde konaklayacaksak uygun oda bulabilmem konusunda çokça yardımlarını gördüğüm akıllı telefon uygulamarının bile Kınalıkaya Otel için bu kadar yüksek puan vermesi beni oldukça şaşırtmıştı.

Bu puanları çok önemsiyorum. Çünkü puanlamayı yapanlar aslında uygulama ya da uygulamayı üreten şirketin kendisi değil, bizzat o hizmeti veya işletmeyi kullanmış müşterilerin ta kendileriydi. Bu uygulamalar kıyaslama ya da komisyon usullü uygulamalar oldukları için tercih edilmeleri güvenilir olmalarına bağlıdır. Güvenilir olduklarını göstermenin yolu da müşterilerin fikir, öneri ve tavsiyelerini yayınlamalarından geçmektedir.

Odamıza yerleştikten ve çevre otellerin bu otel kadar iyi olmadıkları fikrini de edindikten sonra otelden çıkıp çevreyi biraz dolaşmak istedik. Etrafta ne var ne yok diye bakınmak bir nevi keşfetmek benim en büyük meraklarımdan biridir.

Otelin bir havuzu vardı. Terasında da bir kafe. Konaklamamız kahvaltı ve akşam yemeği olacak şekilde ayarlanmıştı. Yani yarım pansiyon. Zaten akşam da olmuştu. Biz de hayli acıkmıştık. Havuz başında bir masa ayarlayıp yemeğimizi almak üzere restorana girdik ki havuz ve restoran yanyanaydı. Bir çeşit ana yemek, çok çeşitli salata, mezeler ve meyveler şeklinde düzenlenmiş tabldot menü dediğimiz menüsü vardı.

Yemek şaşırtıcı derecede lezzetliydi. Gerçekten bayıldım yemeğe. Sadece ben değil herkes çok sevmişti. Meyveler yaz meyveleriydi. Oldukça tazeydiler. Mezeler özenle hazırlanmıştı. Market mezesi değildi. Kendi üretimleriydi. Yemeğimizi faslını geçtikten sonra bir beyefndinin masaları dolaştığını ve her uğradığı masayı kahkahayı boğduğunu farkettim. Pek tabi bu bey bizim masamıza da geldi. Kırlaşmış uzun saçları, masmavi gözleri, güleç yüzü, salaş tişörtü, şortu ve tüm sempatikliğiyle bize hoşgeldiniz dedi.

İncelik

Müsademizi aldıktan sonra masamıza oturup bizimle sohbet etti. Kendisi Kınalıkaya Otel’in işletmecisiydi. Adı Kemal idi fakat diğer masalardan kendisine laf atıp takılanlar Kemal Dede diye sesleniyorlardı. Aksanı, güler yüzü ve muhabbeti o kadar güzeldi ki görmeniz lazım. Kayın validem ile tutuştukları muhabbet harikulade idi.

Kemal dedenin Hopa’lı olduğunu yine o sohbette öğrendim. Hafif rum veya laz aksanı diyebileceğiniz benim daha önce hiç duymadığım bir aksanla konuşuyordu. O bütün gece konuşsa siz sıkılmadan dinleyebilirdiniz ki diğer masalardan da zaten o dünyalar tatlısı sohbetine talip olanlar kendisini masalarına davet edip duruyorlardı.

Turizmci olmamın yanısıra yıllarca turizm sektöründe çalışmış biri olmama rağmen o gün ve sonrasında o otelde daha önce hiç tanık olmadığım beni inanılmaz etkileyen bir samimiyete ve sıcaklığa tanıklık ettim.

İnsanların o otele neden o kadar yüksek puanlar verdiklerini işte o unutamayacağım anlarda çok net bir şekilde anlamıştım. Ege Turu bu anlarla benim için çok kıymetli bir noktaya taşınmış oldu. Kınalıkaya Otel’de hem çalışanlarla hem de orada konaklayan misafirlerle eşsiz dostluklar kurduk. Hem de 2 gün kadar kısa bir sürede. O iki günlük konaklamamızda Kemal Dedenin çevresine saçtığı ışık bana bir hayat dersi olmuştu. Orta seviye bir işletme, kaldı ki vasatın altında bile olsaydı Kemal dede ve çalışanlarının sıcaklığı ile kurdukları yakınlık sayesinde benim için bir köşkten ve bir saraydan katbekat değerli olurdu. Samimiyet her şeydi ve bunun hakkını da insanlar o uygulamalarda yüksek puanlar vererek teslim etmişlerdi.

Ege Turu Son Başlık 🙂

Konaklamamızın sonuna geldiğimiz de uzun vedalaştık ama ben kendi kendime seneye de burda olmanın sözünü vermiştim. Ayrılık vakti geşdiğinde aracımızla Aydın’a döndük. Ege turu bizim için devam etti. Tabi ki bir Ege Turu Kuşadası, Alaçatı, Efes harabeleri görülmeden tamamlanmış sayılamaz. Onları bu yazıya eklemeyeceğim çünkü bu bahsettiğim yerlerle ilgili daha önce birer yazı kaleme almıştım. Antik Şehir Efes ile ilgili çok şaşıracağınız detayları okumak isterseniz burayı tıklayın. Alaçatı’yı kaleme aldığım yazıyı okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Ege Turu Güzelçamlı’nın ardından 3 gece Alaçatı konaklaması ile son bulmuştu. 2019 yaz tatilini böyle bir Ege turu yaparak bitirdik. Turumuzun Alaçatı aşamasını ayrıca kaleme alacağım ve o yazıda Alaçatı, Ilıca Plajı, Çeşme ve maceralı Çeşme Altınkum Plajı vakasından da bahsedeceğim.

Ege turu ile ilgili yazımıza yorum yapmak, önerilerde bulunmak ya da eleştiride bulunmak isterseniz bunu yazımızın altındaki yorum bölümüne yazarak biz ve diğer okuyucularımızla rahatlıkla paylaşabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.

%d blogcu bunu beğendi: