Geziler

Adana’nın Karanlık Çağı Sona Eriyor

Adana, Cumhuriyet’in ilanından 90’lı yıllara kadar Türkiye’nin en önde gelen şehirlerindendi. Önemli bir tarım ve sanayi şehriydi. Ekonomisi o kadar güçlüydü ki Türkiye’nin her köşesinden insanlar Adana’ya iş bulma umuduyla gelirlerdi. Çukurova ülkenin göz bebeğiydi.

AdanaGeziRehberi kapak
Çukurova yükseliyor

Adana’nın Altın Çağı

Bu nedenle 20. yüzyılda Adana hızla büyümüştü. 1930’larda 70.000 olan şehir nüfusu, bugün 2.000.000 civarında. 90’lara gelindiğinde Adana, Türkiye’nin en büyük dördüncü şehriydi. İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra Adana’nın adı gelirdi. O yıllarda bu şehirde işsizlik ve yoksulluk çok fazla değildi. Yeşilçam filmlerinde zengin Adanalı çiftlik sahibi ya da fabrikatör tiplemesi yaygın görülürdü. Şehrin çevresindeki fabrikalarda on binlerce işçi çalışırdı. Çukurova’nın pamuk tarlaları o kadar kazançlıydı ki mevsimlik işçiler “yaz gelse de Adana’ya gidip para kazansak” derlerdi.

Adana, o dönemlerdeki bu ekonomik gelişmişliğin meyvesini sporda, turizmde ve sanatta da alıyordu. Şehrin iki büyük futbol takımı aynı anda Süper Lig’deydi. Üst sıralara oynarlardı, Türkiye’yi Avrupa’da temsil ederlerdi. Adana Sinema Müzesi’ni gezen herkesin de göreceği üzere bu şehirden sayısız büyük sanatçı yetişiyordu. İnsanlar Adana’ya gezmeye de geliyordu. Tarihî eserlerimizi gezip, kebabımızdan yiyorlardı. Kısacası Adana, Türkiye’nin sözü geçen dördüncü büyük şehriydi, yüzler gülüyordu. Çukurova parıldıyordu.

Adana’nın Karanlık Çağı

90’lardan sonra ise hızlı bir gerileme başladı. 2000’li yıllarda ise şehir tam bir çöküş sürecine girmişti. 2010’lu yıllarda ise dip noktasına ulaşmıştı. Adana artık karanlık çağa girmişti. Fabrikalar ardı ardına kapanmış, tarlalar birer birer terk edilmişti. Şehir, işsizliğin en yoğun olduğu şehirler listesinde ilk üçten düşmüyor, hatta bazı seneler ardı ardına şampiyonluğunu ilan ediyordu. Adanaspor ve Adana Demirspor ise Süper Lig’e veda etmiş, hatta amatör liglere kadar gerilemişlerdi. Şehir eskisi gibi sanatçı da yetiştirmiyordu.

Adana’nın kültürel ve gastronomik değerleri komşu iller tarafından ele geçirilmeye çalışılıyordu. Binlerce genç, Adana’da iş bulma umudunu kaybettiği için şehri terk ediyordu. Şehri terk etmemekte ısrar eden benim gibiler ise işsizliğe mahkûm yaşıyordu. Adana, ana haber bültenlerine sadece adliyesindeki kavgalarla konuk olabiliyordu. Şehrin altyapısı ise çağ dışı kalmıştı. Otogarından havaalanına, sanayi bölgesinden stadyumuna her şey yıkık döküktü. Tarihî eserlerimiz ise kaderine terk edilmiş hâldeydi. Deniz kenarında çok güzel sahilleri olan iki ilçemiz vardı ama onlar da kaderine terk edilmişti. Adanalılar bile Adana’nın sahillerinde denize girmiyordu.

Adana 5 Ocak Stadyumundaki pankartlar her şeyi çok güzel özetliyordu: “Sahipsiz Adana” ve “İhanetin Başkenti Adana.” Adana’nın iyi giderken neden böyle bir çöküşe girdiği ise çok uzun bir konu olduğundan bu yazıya dâhil edilmeyecek.

İlk Uyanış Belirtileri

Adana, son on yılda her ne kadar dip noktasını görmüş olsa da ilk hareketlenmeler, ilk silkinip kendine gelme belirtileri bu dönemde başladı. Adana halkı kendi işini kendi görmeye başladı ve çıkış çareleri arar oldu. İşte böylece 2013’te Türkiye’nin ve hatta bölge ülkelerinin ilk sokak karnavalı olan Portakal Çiçeği Karnavalı halkın inisiyatifiyle başladı. Birkaç yıl içinde hızla büyüdü ve devasa miktarda turist getirir oldu. Yabancı TV kanalları bile haber bültenlerinde yer vermeye başladı.

Festivallerin önemli bir çıkış noktası olduğu görülünce gerek sivil inisiyatifle gerekse de belediyeler, kaymakamlıklar ve Valiliğin inisiyatifiyle yeni festivaller başladı. Adana Lezzet Festivali, Dünya Rakı Günü (Adana Kebap ve Şalgam Festivali), Orhan Kemal Edebiyat Festivali, Çukurova Rock Festivali, Adana Havacılık ve Yamaç Paraşütü Festivali, Çukurova Karikatür Festivali ve Adana Karpuz Festivali gibi önemli festivaller başlatılırken daha önceden devam eden Adana Tiyatro Festivali, Altın Koza Film Festivali, Kızıldağ Karakucak Güreş Festivali, Karacaoğlan Aşıklar Festivali de bir düzene sokuldu.

Festivaller Kenti

Adana artık festivaller kenti olmuştu. Tarım ve sanayide kaybettiğini turizmde bulmaya çalışıyordu. Bu sırada tarihî eserlerimiz de birer birer restore ediliyor ve yeni müzeler açılıyordu. Taşköprü, Kazancılar Çarşısı, Ramazanoğlu Konağı, Şakirpaşa Konağı restore edilirken miadını doldurmuş eski müze yerine de harika bir Arkeoloji Müzesi açıldı. Bir de Sinema Müzesi açıldı. Yumurtalık‘ın iki sahili mavi bayrak aldı ki bu, Adana tarihinde bir ilkti.

Adanaspor ve Adana Demirspor ise Üçüncü Lig’den kurtulup tekrar Birinci Lig’e kadar yükseldiler. Süper Lig’in kapısını zorluyorlar. Adanaspor bir kere yükseldi ama düştü, şimdi tekrar zorluyor. Adana Demirspor ise defalarca Süper Lig’in kıyısından döndü ve o da tekrar zorluyor.

Ardı ardına açılan mekânlar ise Adana’yı bir gastronomi şehrine dönüştürüyor, Lezzet Festivali, Adana Mutfağını dünyaya açıyor ve hatta Adana Böreği ve Fıstık Bombası gibi yeni yiyeceklerle mutfağımız zenginleşiyor. Sosyal medya ve mizah sitelerinde ise Adanalılar, şehirlerini gündemin üst sıralarına taşıyacak işler çıkarıyorlar.

Adana’yı Yeniden Kalkındıracak Adımlar

Adana bugünlerde silkinme aşamasını geçip koşmaya başlıyor. Şehrin turizmini, tarımını, sanayisini ve ticaretini geliştirecek adımlar atılıyor, projeler hazırlanıyor.

Hâlâ restore edilmesi gereken tarihî eserlerimiz var ve bunların restore edilmesi için projeler geliştiriliyor. Göbeklitepe’den sonraki en eski höyük olan Adana’daki Tepebağ Höyüğü açığa çıkarılıyor ve turizme kazandırılması planlanıyor. Adana Mutfağı ve Kızıldağ Güreşlerinin UNESCO Kültür Mirasına alınması için başvurular yapılıyor. Yumurtalık ve Karataş ilçelerimizde deniz turizminin geliştirilmesi için yatırımlar yapılıyor. Toroslarda ise bir kayak merkezinin kurulması gündemde.

Adana’nın Antalya’dan hiçbir eksiği olmamasına rağmen turizm potansiyeli tamamen ihmal edilmişti. Bu şimdi değişiyor. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Sabri Tari, 2018’de, otellerdeki doluluk oranının %83 ile rekor kırdığını açıkladı. Bu, %72,8’lik Türkiye ortalamasının oldukça üstünde. Ayrıca Adana’daki mavi bayraklı plajların sayısının dörde çıkarılacağını söyledi.

Adana’da tarımın yeniden ayağa kaldırılması için yerel yönetimlerin elinde çok sayıda proje var. Yeni kooperatifler kurulması planlanıyor. Çiftçilere yeni destekler veriliyor. Modern tarım yöntemlerinin Adana’ya getirilmesi planlanıyor. Karpuz Festivali ve ona benzer bazı küçük festivallerle de Adana’nın tarımsal ürünleri tanıtılıyor. Önümüzdeki yıllarda Çukurova yeniden bir tarım bölgesine dönüşecek.

Sanayide Yeni Hamleler

Sanayi ve ticarette ise bugünlerde çok önemli adımlar atılıyor. Şu an Adana Organize Sanayi Bölgesinde inşaatı yapılan ve ayrıca üretime geçmiş olan bazı sanayi kuruluşları mevcut. Ayrıca Organize Sanayi Bölgesinin bir milyon metrekare genişletilmesi çalışmaları sürüyor. Geçtiğimiz 1 Temmuz’da Adana Valisi Mahmut Demirtaş bizzat bu çalışmaları denetledi.

Ceyhan ilçemize ise ayrıca bir organize sanayi bölgesi kurulacak. Geçtiğimiz aylarda Vali Mahmut Demirtaş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, bu alanda faaliyet göstermek isteyen şirketlerin taleplerini değerlendirdi. Bu arada Ceyhan’da bir de Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi kurulacak.

Yakında üretime geçmesi beklenen yerli ve millî otomobilin fabrikasının Adana’ya kurulması için de Adanalı sanayi çevreleri ve idari yöneticilerden çağrılar yapılıyor. Eğer bu da başarılırsa Adana ekonomisine ciddi katkıları olacak. Adana’da üretim yapan Temsa otobüs firması ise çağın teknolojisini yakalamayı başardı ve elektrikli otobüs üretme adımları attı. Çukurova Üniversitesi’ne bağlı Teknokent ise 2018’de açıldı. Burada yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve endüstriye, bilime destek olunacak.

Bugün de Singapur Büyükelçisi Adana’yı ziyaret etti ve kültürel, sosyal ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi görüşüldü. Çukurova vitrine çıkıyor. Elbette alınması gereken daha çok yol var ama en azından Adana yeniden ayağa kalktı.

%d blogcu bunu beğendi: