Gezgin Kılavuz Bir Yaşında

Bir şeylere emek harcamak, sevdiğiniz işi yapmak güzel bir şey. Fakat daha da güzeli harcadığınız emeğin karşılığını almaya başladığınızı görmek, kendi ellerinizle yarattığınız ve büyüttüğünüz şeyin sürekli hâle geldiğine şahit olmak. Bu çok güzel bir duygu. Gezgin Kılavuz için durum tam olarak budur.

Gezgin Kılavuz 1 Yaşında

Tam bir yıl önce ben ve abim Adana Gezi Blog adında bir web sitesi kurduk. Amacımız, şehrimizi mümkün olduğunca iyi bir şekilde tanıtabilmek ve bunun yanı sıra başka yerlere yaptığımız gezileri de okurlarımıza anlatmaktı.

Bu, tam olarak yapmak istediğimiz şeydi. Çünkü gezmeyi seviyoruz, yeni tatları keşfetmeyi seviyoruz, tarih ve doğada kaybolmayı seviyoruz, memleketimiz Adana’yı çok seviyoruz. Yazmayı ve fotoğraf çekmeyi de çok seviyoruz. Kısacası sevdiğimiz pek çok şeyi bir arada yapma imkânına sahip olduk.

Kısa sürede Adana’da gezilip görülecek yerler hakkında ayrıntılı bilgi veren pek çok yazının yanı sıra Adana’nın mutfağını ve farklı yönlerini de sizlere tanıttık. Başka şehirlere yaptığımız gezileri de sizlere anlattık. Fakat bir noktadan sonra şunu fark ettik ki genişlememiz gerekiyor. Gezmeye ve yazmaya olan sevgimiz tek bir ilin sınırlarına sığmıyor. Adana’yı her ne kadar sevsek de bu isim bizi tanımlamaya yetmiyor.

Bu nedenle ismimizi Gezgin Kılavuz olarak değiştirdik. Sadece gezilerimizi anlatmıyor, yurdun her bir köşesini tanıtan yazılar yazıyorduk. Aynı zamanda gezginler için rehberler hazırlıyorduk. Bu arada fotoğrafçılığa dair yazılar da yayınlamaya başladık.

Kısa sürede Adana il sınırlarını aştık ama hayallerimizdeki pek çok şeyi gerçekleştiremeden karşımıza çok büyük bir engel çıktı: Covid-19 salgını. Salgın binlerce insanı bizden aldı ve dünyada hayatı durma noktasına getirdi.

Salgın nedeniyle evlerimize kapandık ve Gezgin Kılavuz için yazdığımız yazıların sayısı önemli oranda düştü. Fakat önceki emeklerimizin karşılığını alıyoruz. Çünkü Gezgin Kılavuz’un okur sayısı her geçen gün artıyor.

Bu kötü günlerin de kısa sürede geçeceğine inanıyoruz. İkinci yılımız için aklımızda birbirinden güzel fikirler var. Yakında onları da sizlerle paylaşacağız. Bugüne gelmemizi sağlayan, bize destek olan okurlarımıza binlerce kez teşekkür ederiz. İyi ki varsınız.

Uzun Çarşı – Tarihî Antakya’nın Kalbi

Tarihî çarşılar, gittiğim şehirlerde gezmeyi en çok sevdiğim yerlerdendir. Çünkü yaşayan tarihtir. Bir tarihî eserden fazlasıdır. Burada yüzyıllar öncesinin meslekleri, zanaatları, komşuluk ilişkileri ve lezzetleri bir arada bulunur. Şehrin kalbinin hâlâ attığı yerlerdir. Antakya Uzun Çarşı da tam olarak böyle bir yerdir.

Türkiye’nin Tarihî Çarşıları

Anadolu’nun şehirleri tarihî çarşılarla doludur. Her şehirde en az bir tane bulunur ve geçmişi yüzyıllara dayanır. Hatta şehirler bu çarşıların çevresinde kurulmuştur. Çünkü halkın bütün ihtiyaçlarını bu çarşılar karşılamıştır. Tarihî çarşılar; her türlü eşya, giysi, sanat eseri, gıdanın satıldığı yerler olduğu gibi kahvehaneleri, restoranları ve hanları ile şehir halkına sosyalleşme imkânı da vermiştir.

Hatta Anadolu’da bu tarihî çarşılar kendi standardını oluşturmuş olup bedesten olarak anılmışlardır. Gezgin Kılavuz sayfalarında daha önce Adana’nın tarihî çarşısı olan Kazancılar Çarşısı’nı sizlere anlatmıştık. Bugün ise sıra Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’daki Uzun Çarşı ’da. Gelecekte diğer şehirlerinki de sayfalarımızda ağırlanacak.

Uzun Çarşı ‘ya Yolculuğum

Uzun Çarşı ‘ya yaptığım ilk ziyaret, öğrencilik yıllarıma denk gelir. Daha önceki yazılarımda da söz ettiğim üzere üniversiteyi Hatay’da okumuştum. O yıllarda çarşının ortamı beni her ne kadar büyülemiş olsa da tarihî önemini pek anlamamıştım. Çünkü şu anki kadar tarih bilincine sahip değildim.

Mezuniyetimden dokuz yıl sonra, Antakya’da yaşayan kardeşimi ve eşini görmek için yeniden Hatay yollarına düştüm. Sabah kahvaltısından sonra Antakya’nın tarihî ve turistik yerlerini gezmek için yola düştük. Meclis Binası, Atatürk Parkı, Saray Caddesi, Tarihî Antakya Evleri gibi yerleri gezdikten ve Ehliddar Cafe’de bir mola verdikten sonra çarşıya girdik.

Uzun Çarşı - Hatay
Uzun Çarşı – Hatay

Yıllar sonra yeniden burada olmak hoş bir duyguydu. Çarşı güzelliği ve canlılığından hiçbir şey kaybetmemişti. Hatta daha da güzelleşmişti. Orada gördüğüm her şey Antakya’yı harika bir şekilde yansıtıyordu. Şehrin tarihi burada yaşamaya devam ediyordu.

Gerek Antakya’nın yerlisi olanlar gerekse de turistler alışverişlerine devam ediyorlardı. Esnaf ise hem işini yapıyor hem de komşusuyla hoşbeş ediyordu.

Fakat kardeşim sayesinde Uzun Çarşı ’nın sandığımdan çok daha büyük olduğunu ve bilmediğim yönlerinin de olduğunu öğrendim. Ben daha önce bu çarşının sadece ana sokağını gezmiştim. Onun ara sokaklarını da şimdi gezdik ve daha önce varlığını bilmediğim Kurşunlu Han’ı da ziyaret ettik.

Uzun Çarşı ‘da Neler Var?

Uzun Çarşı ‘da yaklaşık 2000 esnaf faaliyet göstermekte. Ve her şeyi bulmak mümkün. Çarşının bulunduğu sokakların üstü güneşten ve yağmurdan etkilenmeyecek şekilde örtülmüş. Kısacası AVM gezmek yerine bu çarşıyı gezmemek için hiçbir bahaneniz olamaz.

Tarihî Uzun Çarşı - Antakya
Tarihî Uzun Çarşı – Antakya

Çarşının ana sokağı ve ara sokaklarında neredeyse her türlü eşyayı, kıyafeti ve gıda ürününü satan dükkânlar var. Yöresel ürünler ağırlıkta. Hatay’ın meşhur tatlısı künefenin malzemelerinden çeşitli yerel yiyeceklere, baharatlara,kozmetik ürünlerine, hediyelik eşyalara, Hatay’ın meşhur Defne Sabununa kadar her türlü yöresel ürün burada bulunuyor. Eğer Antakya geziniz sırasında anı götürmek, hediyelik eşya almak isterseniz bu tarihî çarşı ilk durağınız olmalı.

Ayrıca Hatay Mutfağının birbirinden harika yemeklerini tadabileceğiniz restoranlar da var. Bunlar genellikle esnaf lokantası ve kebapçı gibi görünen yerler. O gün yemeği orada yemedik ama turistler tarafından da bu lokantaların tercih edildiğini gördük. Hatta bir tanesinin üstünde ünlü gurme Vedat Milor’un orayı ziyaret ettiğini gösteren bir fotoğraf da gördük.

Uzun Çarşı ‘nın kendisi her ne kadar tarihî bir eser olsa da içinde iki farklı tarihî eser daha bulunuyor. Bunlardan biri Antakya’daki en eski tarihî han olan Kurşunlu Han. Diğeriyse şehrin tarihî camileri içinde en yenisi olan Yeni Cami.

Uzun Çarşı Ne Zaman Kuruldu?

Uzun Çarşı ‘nın ilk olarak ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekte. Evliya Çelebi’nin yazdıklarına göre Kurşunlu Han 17. yüzyılda inşa edildiğinde bu çarşı varmış ve o zamanlar yaklaşık 300 esnaf burada çalışmaktaymış.

Çarşının kuruluş tarihi ile ilgili kayıtlar ya tutulmamış ya da günümüze ulaşamamış. Fakat çarşının İpek Yolu ticaretinde önemli bir yer edindiğini biliyoruz ki bu da onun Osmanlı döneminden önce de uzun bir süre var olduğuna işaret ediyor. Kuruluş tarihini bilmesek de şundan eminim: Uzun Çarşı Türkiye’deki benzerlerinden çok daha uzun bir geçmişe sahip.

Portakal Çiçeği Karnavalı 2020 İptal Edildi

Ne yazık ki size güzel bir haber veremeyeceğim. Bu seneki Portakal Çiçeği Karnavalı 2020 bugün iptal edildi. İptalin nedeni ise tahmin edebileceğiniz üzere COVID-19 adlı koronavirüs. Karnavalın resmî sitesindeki iptal duyurusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Portakal Çiçeği Karnavalı
Portakal Çiçeği Karnavalı

Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı ile İlgili Basın Bülteni

Her yıl ülkemizden ve dünyadan yoğun bir katılımla ilimizde gerçekleştirdiğimiz ve bu yıl sekizincisini düzenleyeceğimiz “Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı” hakkında aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Valiliğimiz himayesinde Büyükşehir Belediye Başkanlığımız, İlçe Belediye Başkanlıklarımız ve Adana Ticaret Odası ve Karnaval Komitesi iş birliğinde, her yıl nisan ayında düzenlediğimiz “Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı”mızın sekizincisinin, 03-12 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Bununla birlikte dünya genelinde gerek ulusal gerekse uluslararası pek çok fuar, festival ve karnaval gibi insanların yoğun katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerin, etkisi gün geçtikçe artan ve birçok can kaybına sebebiyet veren corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle ertelendiği ya da iptal edildiği müşahede edilmektedir.

Valiliğimiz, Büyükşehir Belediye Başkanlığımız, Seyhan, Çukurova, Sarıçam İlçe Belediye Başkanlıklarımız, Adana Ticaret Odası ve Karnaval Komitesinin katılımıyla 10 Mart 2020’ da gerçekleştirdiğimiz değerlendirme toplantısı sonucunda, karnavalın uluslararası boyutunun ülkemiz ve ilimiz açısından beraberinde corona virüs (Covid-19) tehlikesi getireceği kanaatine varılmış; bu bağlamda 03-12 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı”nın vatandaşlarımızın sağlığı göz önünde bulundurularak bu yıl yapılmamasına karar vermiştir.

Kamuoyuna saygıyla sunulur.

Portakal Çiçeği Karnavalı 2020’nin İptali Doğru Bir Karar mı?

Bu seneki karnavalın iptaline her ne kadar üzülmüş olsam da kararın doğru olduğunu düşünüyorum. Portakal Çiçeği Karnavalı 2020 için Adana’ya milyonlar akıyor. Buna bir de Adana’nın kendi nüfusu ekleniyor. Şehrin belirli bir bölgesinde milyonlarca insan kaynaşıyor. Bu da virüsün yayılması için ideal bir ortam.

Virüs şu âna kadar Türkiye’de resmî olarak tespit edilmedi. Fakat bu, ülkemizde koronavirüsün hiç olmadığı ve tedbirsiz davranmamız gerektiği anlamına gelmez. En son KKTC de dâhil olmak üzere pek çok komşumuzda virüs tespit edildi. Bugün de Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, hastalığın Türkiye’de tespit edilmemiş olsa da Türkiye’de bulunmasının olası olduğunu söyledi. Bu yüzen tedbirli olmak gerekiyor.

Koronavirüsün Gezi Bloglarına Etkisi

İlk olarak Wuhan şehrinde görülen bu hastalık şimdiden dünya ekonomisine büyük zararlar vermeye başladı. ABD borsası sert düşüş kaydetti. Daha sonra Türkiye ve Rusya borsalarında da düşüş görüldü. Dünyanın fabrikası sayılan Çin’de üretim çok büyük oranda düştü. Uluslararası ticaret de yavaşlamakta.

Bu blogun konusu turizm ve bu sektör de salgından etkileniyor. İnsanlar tatil yapma planlarını iptal ediyorlar ya da erteliyorlar. Gidilecek, gezilecek yeni yerler arayışlarını asgari düzeye çekiyorlar. Festival ve benzeri etkinlikler iptal ediliyor. Portakal Çiçeği Karnavalı 2020 de bunun bir örneği. Bu bizim gibi gezi blogları için ne anlama geliyor tam olarak söylemek zor ama en azından kısa vadede hiç de iyi bir şey olmayacağı kesin. İstatistikler geldikçe göreceğiz. Daha sonra bununla ilgili ayrıca bir yazı yazabilirim.

Portakal Çiçeği Festivali ya da Karnavalı

Her sene olduğu gibi bu sene de Adana’da Portakal Çiçeği Karnavalı yapılacak ve biz bunun için şimdiden heyecanlanmaya başladık. Umarım siz de öylesinizdir. Fakat dikkatimi çeken bir durum var: Pek çok kişi buna karnaval demiyor da Portakal Çiçeği Festivali diyor. Peki hangisi doğru? Bu bir karnaval mı yoksa festival mi?

Portakal Çiçeği Festivali

Bu yıl sekizinci kez düzenlenecek olan etkinliğin resmî adı Portakal Çiçeği Karnavalı. Nisan’da Adana’da sitesinde de karnaval olarak görünmekte. Fakat gerek Google aramalarının çoğunda gerekse de Adana sokaklarında pek çok kişi buna Portakal Çiçeği Festivali diyor.

Bunun nedeni ise festival ile karnaval arasındaki farkın biraz muğlak olması ve pek çok kişinin ikisi arasındaki farkı bilmemesi ya da önemsememesi.

Portakal Çiçeği Karnavalı
Portakal Çiçeği Karnavalı

Karnaval ile Festivallerin Tanımları

Portakal Çiçeği Festivali ya da Portakal Çiçeği Karnavalı, hangisi doğru? Bunun anlamak için önce tanıma bakmak lazım. Vikipedi’ye baktığımızda ikisi için de birer tanım bulabiliyoruz ama en azından karnavalla ile ilgili maddenin yetersiz olduğunu görüyoruz. Vikipedi’deki festival tanımı şöyle:

Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür.

Karnavalın Vikipedi’deki tanımı:

Karnaval, Lent’in litürji mevsiminden önce gerçekleşen Batı Hristiyanlığı bayram mevsimidir.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Karnavalın Vikipedi’deki tanımı yetersiz. Bu yüzden pek çok kişi Türkiye’de yapılan şey karnaval olamaz, olsa olsa festivaldir diye düşünerek Portakal Çiçeği Festivali diyor. Festival maddesinde festivallerin dinî bir etkinlik olabileceği gibi dinle tamamen ilgisiz de olabileceği yazıyor. Aslında aynı durum karnaval için de geçerli ama yazmamışlar.

Karnaval kavramı elbette Hristiyanlık içinde doğdu ama modern çağda dinle olan bağlantısından ayrılmaya başladı ve hiçbir dinî niteliği olmayan karnavallar da görülmeye başlandı. Eskiden batılı ülkelerde karnaval denildiğinde dinî bir bayram akıllara gelirdi. Ama şimdi eğlence akla geliyor.

Karnavalların dinî niteliği azalınca/ortadan kalkınca ve bir de bizimki gibi çoğunluğun Hristiyan olmadığı ülkelerde bile karnaval düzenlenmeye başlayınca karnaval ile festival arasındaki fark da gittikçe azaldı.

Aslında karnavallar da festivaller de genellikle yerel bir topluluk tarafından benimsenen, geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünü.

Karnaval ve Festival Arasındaki Fark

Festivallerde bazen amaç oldukça bellidir. Bir şeyi kutlamak, bir geleneği sürdürmek ya da bir geleneği veya yöresel ürünü tanıtmak. Adana’dan birkaç örnek vermek gerekirse Altın Koza Film Festivali bir sinema geleneğidir. Adana Lezzet Festivali ise Adana Mutfağını dünyaya tanıtma amaçlar. Belemedik Doğa Fotoğrafçılık Festivali ise hem fotoğrafçılık sanatı ile ilgilidir hem de bir yöreyi dünyaya tanıtma amacındadır. Bunun gibi daha pek çok örnek verilebilir.

Karnavallarda da birer amaç vardır ama bu amaç çok da belli değildir. Pek çok kimse karnavalın nedenini bilmez ve çılgınca eğlenir. Örneğin Rio Karnavalı’nın dinî bir yönü vardır. Her sene Hristiyanlıktaki Büyük Perhizden önce düzenlenir ama pek kimse bunu bilmez, herkes eğlencesine bakar. Portakal Çiçeği Karnavalı’nda ise amaç Adana’ya baharın gelişini kutlanır ama tabii ki asıl amaç eğlenmektir. Adana’ya gelen pek çok kişi Adana sokaklarındaki portakal ağaçlarının çiçek açmasından çok eğlenmek ve ortamın havasını solumak için gelir.

Festivallerde kortejler çok sık görülmez. Görülse de çok büyük öneme sahip olmaz. Karnavallarda ise kortejler bütün karnavalın doruk noktasıdır. Mesela Portakal Çiçeği Festivali için Adana’ya gelen pek çok kişi bir buçuk hafta süren etkinlikler içinde en çok korteji görmeye gelir.

Portakal Çiçeği Festivali mi Demeliyiz Yoksa Karnavalı mı?

Özetlemek gerekirse doğru adı Portakal Çiçeği Karnavalı’dır. Çünkü bu bir karnavaldır. Hatta Türkiye’nin ilk ve şu âna kadar tek karnavalıdır. (Ülkenin başka bir yerinde bir karnaval düzenleniyorsa da benim haberim yok. Sizin bildiğiniz varsa yorum yazabilirsiniz)

Öte yandan Portakal Çiçeği Festivali derseniz de hiç kimse sizi taşlamaz. Zaten çoğunluk da bu şekilde yapıyor. Ben de doğrusu karnaval olmasına rağmen bundan sonraki yazılarımda festival sözcüğünü kullanacağım. Çünkü biz blogcular sayfamıza okur çekebilmek için arama motoru optimizasyonu yapıyoruz ve bu nedenle çoğunluğa uymak zorundayız.

Önemli olan eğlenmek, baharın ve Adana’nın tadını çıkarmak. Bu sene Portakal Çiçeği Festivali çok farklı olacak. Şimdiden hazırlıklarınızı yapın ve Nisan’da Adana’ya gelin. (Son dakika eklemesi: Covid-19 salgını nedeniyle karnaval iptal edildi)

Kurşunlu Han – Antakya’nın En Eski Tarihî Hanı

Bir gezgin olarak gittiğim yerlerdeki tarihî eserleri gezmeyi, fotoğraflarını çekmeyi elbette seviyorum. Fakat bununla sınırlı kalmak istiyorum, o mekânları çeşitli yönleriyle yaşamak da istiyorum. Yüzlerce yıl önce bu mekânlarda insanlar nasıl zaman geçirmişlerse o şekilde zaman geçirmek istiyorum. Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’daki Kurşunlu Han kısmen de olsa misafirlerine böyle bir deneyim sunuyor.

Kurşunlu Han ’a İlk Kez Gelişim

Üniversite öğrenciliğimi Hatay’da yapmış olsam da öğrencilik yıllarımda Kurşunlu Han’a yolum hiç düşmemişti. Hatta ismini bile duymamıştım. Çünkü o yıllarda Kurşunlu Han restore edilmemiş olup kullanıma kapalıydı.

Kurşunlu Han’ı yıllar sonra 2019’da Antakya’yı yeniden ziyaret ettiğimde orada yaşamakta olan kardeşimin tavsiyesi sayesinde öğrendim ve gezdim. Daha sonra aynı yıl içinde ikinci kez ayrıntılı bir Antakya gezisi yaptım ve bir kez daha Kurşunlu Han’a gittim.

Kurşunlu Han 'a giriş
Kurşunlu Han ‘a giriş

Bu tarihî handa bulunmaktan büyük keyif aldığımı ve tarihi dokuyu hissettiğimi söyleyebilirim. Restore edilip yeniden açılan Kurşunlu Han, sadece bir tarihî eser değil. Aynı zamanda Hatay’ın pek çok özelliğini deneyimlemenizi sağlıyor.

Kurşunlu Han’a gitmek için Antakya’nın tarihî çarşısı olan Uzun Çarşı’dan geçtik. Han’ın bir girişi bu çarşının içinde. Hanın giriş katında bizi hediyelik eşya satan bölüm karşıladı. Burada Hatay’ı ve tarihî eserlerini tanıtan eşyalar satılıyor. Bir aralıktan da buradaki camiye gidilebiliyor.

Ardından avluya giriş yaptık. Buranın çevresinde yöresel yiyeceklerden ve hediyelik eşyalardan satan dükkânlar var. Avlunun diğer kenarındaysa restoran bulunuyor ve avludaki masalara bu restoran servis yapıyor.

Restoranda Hatay Mutfağının önemli yemekleri yapılıyor. Kâğıt Kebabı, Tepsi Kebabı, Belen Tava gibi önde gelen Hatay yemeklerini denemek isteyen turistler buraya akın etmişler. Biz oradayken oldukça kalabalıktı. Ayrıca birkaç çeşit Hatay mezesi de burada bulunuyordu. Bilmeyenler için söyleyelim Hatay Mutfağı meze yönünden eşsiz bir zenginliğe sahip.

Hatay Tepsi Kebabı
Hatay Tepsi Kebabı

Kurşunlu Han ’da Künefe

Kurşunlu Han aynı zamanda Hatay’ın künefe adlı meşhur tatlısını denemeniz için çok uygun bir yer. Ben buraya gelmeden önce künefenin tek bir çeşidinin bulunduğunu sanıyordum. Hiç de öyle değilmiş. Tepside yapılan çeşidi, özel tavalarda yapılan çeşitleri de varmış.

Biz karnımız aç olmadığı için orada yemek yemedik. Üst kata çıktık. Üst kattaki balkonlardan aşağıdaki avlu seyredilebiliyor. Balkonun bir kısmında Hatay’ın eski el sanatları sergileniyor. Hatta eğitimi de burada veriliyormuş. Mesela mozaik sanatını burada öğrenebilirsiniz.

Kurşunlu Han - Avlu (balkondan görünüm)
Kurşunlu Han – Avlu (balkondan görünüm)

Balkonun diğer kısmında ise pastaneden yemek yemek isteyen müşterilerin oturduğu masalar bulunuyor. Biz de bu tarafa oturduk. Garson siparişlerimizi aldı. Ben tabii ki künefe sipariş ettim. Birkaç dakika sonra künefe gelince çok şaşırdım. Daha önce bu kadar farklı bir künefe sunumu görmemiştim.

Künefenin altında küçücük bir ocak da geldi. Böylece künefenin fırından çıktıktan sonra da sıcak kalması sağlanmış. Bir de künefenin yanında küçük bir bardak süt geldi. O gün öğrendim ki Hataylılar, künefenin sütle beraber tüketilmesinin en doğrusu olduğunu düşünüyorlarmış. Bu yüzden künefeyi burada denemenizi tavsiye ederim.

Kurşunlu Han’ı çok sevdim. Çünkü baştan sona Hatay kokan bir yer. Hatay’ın tarihî bir eserinde zaman geçirebiliyorsunuz, yemeklerinden ve tatlılarından tadabiliyorsunuz, el sanatlarını tanıyabiliyorsunuz, yöresel ürünlerden satın alabiliyorsunuz, ayrıca burada ibadet de edebiliyorsunuz.

Biz de burada güzel zaman geçirdik. Ayrılırken de anneme götürmek üzere hediyelik eşya almayı ihmal etmedim.

Kurşunlu Han ’ın Tarihi

Merak edenler için Kurşunlu Han’ın ne zaman ve neden inşa edildiğini de yazayım.

Osmanlı Devleti’nde Surre-i Humâyûn adında bir alay bulunurdu. Bu alay, her sene İstanbul’dan Mekke ve Medine’ye giderdi. Devletin kutsal topraklara hediye ve yardımlarını götürürdü. Surre-i Humâyûn Alayı bu uzun yolculukta pek çok noktada konaklardı. Çünkü o zamanlar bu yolculuk çok uzun sürerdi.

Kesin tarih belli olmasa da yaklaşık olarak 1660 yılında Köprülü Mehmet Paşa Surre-i Humâyûn Alayının konaklaması için Kurşunlu Han’ı inşa ettirdi. Kurşunlu Han, günümüzde Antakya’daki on beş han içinde en eskisidir.

Kurşunlu Han kısa sürede Antakya’ya gelen yolcuların başlıca uğrak noktası oldu. Çünkü oldukça lüks sayılabilecek bir hizmet verilmekteydi. Hem yolcular hem de hayvanlar burada dinlenir, hayvanlara yem verilir, yolcular gece burada uyurdu. Handa yolcuların tüm ihtiyaçları karşılanır, güzel yemekler verilirdi. Ayrıca avludaki havuz başında nargile sefası yapılır, Yemen kahvesi içilirdi. Yolcuların ter atması için bir hamam da bulunurdu. Burada dinlendikten ve rahatladıktan sonra ertesi gün yolcular dinç bir şekilde yola koyulurlardı.

Mimari Özellikleri ve Ziyaret Bilgileri

Öncelikle Kurşunlu Han’ın isminin nereden geldiğini söyleyeyim. Hanın üst örtüsünün, yapıldığı yıllarda kurşunla kaplı olduğu düşünülmekte. İsminin de buradan geldiği varsayılıyor. Günümüzde ise kurşun kaplaması yok.

Han, taş kaplı bir avlu etrafında inşa edilmiştir. Çevrede tonozlu hacimler vardır. Bütün kapı ve pencereler kemerli olup avluya açılır. Kuzey ve güney yönünde portalli girişler bulunur.

Kurşunlu Han şehrin oldukça merkezî bir noktasında bulunur. Uzun Çarşı ile Yemeniciler arasındadır. Araçla ulaşmaya çalışmayın. Çünkü Uzun Çarşı trafiğe kapalı ve zaten oldukça kalabalık bir yer. Kurşunlu Han’a her gün ve akşam ulaşabilir ve burada zaman geçirip yemek yiyebilirsiniz.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı

Adana ilimiz sadece mutfağıyla, tarihî eserleriyle, müzeleriyle, festivalleriyle, Portakal Çiçeği Karnavalı ile, yetiştirdiği sanatçılarla ve doğa harikalarıyla değil; aynı zamanda parklarıyla da görülmeye değerdir. Daha önce bu parklardan Atatürk Parkı ve Merkez Parkı sizlere tanıtmış ve neden önemli olduklarını anlatmıştık. Çukurova Belediyesi’nin geçen yıl açtığı Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı ise tıpkı Atatürk Parkı gibi son derece anlamlı olmasının yanı sıra aslında bir çeşit müze de diyebiliriz.

Çukurova’nın Parkları

Adana’nın merkez ilçelerinden Çukurova ilçesinde yaşıyorum. Çukurova, belki Seyhan kadar çok tarihî esere ev sahipliği yapmıyor ama hem gelişmiş şehir yapısı ile hem de çevresinde doğal güzellikleri ile harika bir yer. Çukurova’daki bazı parklar da ilginç özelliklere sahip olmalarının yanı sıra şehrin manzarasını güzelleştiriyorlar. Doğal Park, Cumhuriyet Parkı, Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı, Dinozor Parkı, Mangal Park benim ilk aklıma gelen örnekler. Parklar sadece gezmek ve dinlenmek için kullanılan yerler değildirler. Temalı park dediğimiz park türü, bir çeşit müze özelliğine sahiptir. İnsanlara bir şeyler öğretmeyi hedefler.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı
Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı

Bir Çukurovalı olarak sık sık Belediye Evleri Mahallesi’ndeki Dr. Sadık Ahmet Bulvarı’ndan geçiyorum. Hâliyle son bir yıldır buradaki Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı’nın önünden otobüsle geçiyordum. Fakat parkı gezmeyi hep ihmal etmiştim. Ta ki geçen haftaya kadar. Geçen hafta parkı gezdim ve o zaman neler kaçırdığımı fark ettim. Park hakkındaki izlenimlerimi ve çektiğim fotoğrafların bir kısmını bu yazıda sizlerle paylaşıyorum.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı, başta Çanakkale Şehitleri olmak üzere tüm şehitler adına açılmış bir park. Özellikle de Çanakkale’de şehit olan Adanalı askerler için yapılmış bir park. Sadece bir park değil, bir nevi müze.

Parkın cadde kenarındaki girişinde savaşlarda kullanılan topların heykelleri yapılmış ve hepsinin altında Çanakkale Savaşı’ndaki önemli yerlerin isimleri yazıyor. Bunlardan birinde de Adana Bayırı yazıyor. Çünkü Çanakkale’de böyle bir yer var. Çanakkale Savaşı sırasında bu bölgede Adanalı askerler çoğunluktaymış ve düşmana geçit vermemişler. İngilizler de başaramayacaklarını anlayıp Adanalı askerler hakkında “bunlar Tanrının adamları” demişler ve geri çekilmişler. “Adanalıyık Allah’ın adamıyık” lafı oradan geliyor. İşte Çanakkale’de Adanalı askerlerin savaştığı bu bölgeye Adana Bayırı ismi verilmiş.

Adana Bayırı
Adana Bayırı

Savaşın Bir Temsili

Parkın kapısından geçip merdivenleri tırmandıktan sonra başımı sola çevirdiğimde savaşın tam bir temsili ile karşılaştım. Bir alanın iki tarafına siperler kazılmış, bir tarafa Türk askerlerinin diğer tarafa da İngiliz askerlerinin heykelleri yerleştirilmiş. Birbirleriyle savaşıyorlar. Ortadaki alanda hayatını kaybetmiş birkaç askerin de heykeli uzanıyor. Heykeller gerçekten de çok ince bir işçiliğe sahipler. Savaş atmosferini çok güzel betimliyor.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı
Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı

Çanakkale’de Savaşan Çocuklar

Diğer tarafta ise en uçta bir top heykeli var ama oraya varana kadar arka arkaya sıralanmış bir grup Türk askeri var. Uzaktan baktığımda fark etmemiştim ama yanlarına yaklaştığımda anladım ki bu askerler çocuk denilecek yaşta.

Çanakkale'de şehit olan çocuklar
Çanakkale’de şehit olan çocuklar

Peki bu heykeller bize ne anlatıyor? Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti o kadar çok askerini şehit vermiş ki yerine yenisini koyamaz olmuş. Bu noktadan sonra çaresizlikten ötürü on beş yaşındaki çocuklar da askere alınmış. Liseli gençler okullarından alınıp savaşta görevlendirilmişler. Pek çoğu da şehit olmuş. Hatta bu yüzden sadece İstanbul’da üç lise mezun verememiş. İşte bu heykeller bu çocukları bizlere hatırlatıyor.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı – Atatürk Heykeli

Burada iki heykel daha dikkat çekiyor. Birisi tabii ki Mustafa Kemal Atatürk’ün heykeli. Atatürk heykelinin altında “ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” yazıyor. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Kurtuluş Savaşı’nın önderi olmanın yanı sıra Çanakkale Savaşı’nın da önderlerinden olup bu zaferi kazanmakta kilit bir rol oynadı. Heykelin altındaki sözü de bu savaş sırasında söyledi.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı - Atatürk Heykeli
Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı – Atatürk Heykeli

Düşman Askerini Taşıyan Mehmetçik

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı’nda her heykelin, her nesnenin bir hikâyesi var. Dikkat çeken diğer heykel ise kucağında yaralı bir düşman askerini taşıyan Türk askeri. Çanakkale Savaşı, çok şiddetli bir savaş olmasının yanı sıra centilmenlik hikâyeleriyle dolu bir savaştır. Bu hikâyelerden birinde iki ateş arasında kalan ve yaralanan bir İngiliz askeri, hayatı pahasına iki ateş arasına atlayan bir Türk askeri tarafından kurtarılır ve kendi tarafına teslim edilir. Türk askeri de kendi tarafına geri döner ve savaşa devam eder. Çünkü, savaşamayacak durumda olan bir adamı öldürmenin mertçe olmayacağına inanmıştır.

Düşman askerini kurtaran Türk askeri
Düşman askerini kurtaran Türk askeri

Kanlısırt Türk Zafer Âbidesi

Parkın bir üst katında ise bizi şehitler için yapılmış bir anıt karşılıyor. Bu anıt, Kanlısırt Türk Zafer Âbidesi’dir. Kanlısırt’ta Adanalı askerler çok sayıda şehit vermiş. 1916’da onların anısına bu âbide oraya yapılmış ama bilinmeyen kişiler tarafından bu âbide bomba ve mayınla imha edilmiş ve sonra yerine Anzak Anıtı yapılmış. İşte yok olup giden bu âbide de Adana’daki Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı’nda yeniden vücut buluyor.

Kanlısırt Türk Zafer Âbidesi
Kanlısırt Türk Zafer Âbidesi

Çanakkale’de Şehit Olan Adanalı Askerler

Anıtın çevresinde ise temsilî mezar taşları var ve farklı memleketlerden şehitlerin adı yazıyor. Karşıdaki duvarda ise küçük plakalar var. Bu plakaların üstünde ise Çanakkale’de şehit olmuş Adanalıların isimleri var. Resimden de göreceğiniz üzere sayıları bir hayli yüksek. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Adana’da da çok sayıda asker Çanakkale’de savaştı ve pek çoğu şehit oldu.

Adanalı Çanakkale Şehitleri
Adanalı Çanakkale Şehitleri

Terörle Mücadele Şehitleri

Parkın en yukarı kısmındaki duvarda ise bir grup plaka daha bizi karşılıyor. Fakat bu plakalarda isimleri yazan şehitler Çanakkale Savaşı ile ilgili değil. 80’li yıllardan beri terörle mücadelede şehit olan Adanalı asker ve polislere ayrılmış bir bölüm burası. Buradaki sayı da oldukça yüksek. Çünkü Türkiye terörle mücadelede de çok şehit verdi. Burada isimleri yazan şehitler de bunun bir parçası ve ne yazık ki her yeni şehit haberiyle yeni bir plaka daha duvara ekleniyor.

Terörle mücadelede şehit olan Adanalı polis ve askerler
Terörle mücadelede şehit olan Adanalı polis ve askerler

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı – Sergi Salonu

Parkın en tepesinde sergi salonu bulunmakta. Bu salonda Çanakkale Savaşı’na ait fotoğrafların yanı sıra savaşı canlandıran çok sayıda figür bulunuyor. Daha önce Yeşiloba Şehitler Müzesi’ni sizlere anlatmıştık. İşte bu sergi salonu da bende oradakine benzer duyguları canlandırdı. Fotoğraflar ve figürler, savaşın ne zor şartlar altında kazanıldığını gözler önüne seriyor.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı - fotoğraf sergisi
Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı – fotoğraf sergisi

Bu kadar eski fotoğrafların bu kadar kaliteli baskısını yapmak oldukça zor bir iştir. Peki ya figürler? Burada gerçekten büyük emek yatıyor. Her bir figür buradaki ziyaretçilere farklı bir hikâye anlatıyor. Karşıda denizden gelen düşman askerlerinin figürlerini görüyoruz. Bu tarafta ise savaşan, dinlenen yaralanan ve şehit olan Türk askerlerinin figürleri. Bütün savaş alanının bir kopyası burada var.

Çanakkale Savaşı'nı temsil eden figürler
Çanakkale Savaşı’nı temsil eden figürler

Sadece savaşan askerler değil, onları iyileştirmeye çalışan hemşire ve doktorlar, cepheye cephane taşıyan köylüler, her şey düşünülmüş. Burada birkaç köy evi ve köylü figürü de var. Neden mi? Çünkü Çanakkale’deki Bigalı Köyü, 57. Piyade Alayı’nın merkez üssü konumundaydı.

Bigalı Köyü figürleri
Bigalı Köyü figürleri

57. Alay

Sergi salonunun duvarında 57. Alay Sancağının bir örneği de asılmış. 57. Alay, bizzat Atatürk’ün komutasında Çanakkale’de savaşmış ve zaferin kazanılmasında kilit rol oynamış ve aynı zamanda çok büyük oranda şehit vermişti. 57. Alay, Çanakkale Savaşı’ndan sonra ise Sina ve Filistin Cephesinde görevlendirildi ve buradaki Meggido Muharebesi’nde düşman tarafından tamamen yok edildi.

57. Alay Sancağı
57. Alay Sancağı

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı – Ziyaret Bilgileri

Özetlemek gerekirse Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı her ayrıntısıyla çok iyi düşünülmüş bir park. Parkın her bir ayrıntısı ayrı bir hikâye anlatıyor. Bu yüzden size tavsiyem, parkı gezerken gördüğünüz her şey hakkında notlar alıp araştırma yapmanız. Böylece Çanakkale Savaşı’nın tarihine dair çok şey öğrenmiş olacaksınız.

Çanakkale ve Adana Şehitleri Parkı’nı istediğiniz gün ziyaret edebilirsiniz. Kapalı olduğu gün yok. Her gün gelip burada tarihi yaşayabilirsiniz. Sergi salonuna girmek için de herhangi bir ücret ödemek veya kart göstermek de gerekmiyor. Park, şehir merkezinden biraz uzakta ama ulaşımı kolay sayılır. Şehir merkezinden Dr. Sadık Ahmet Bulvarı’na giden otobüsler bulabilirsiniz.