Eski Antakya Sokakları
Geziler

Antakya Gezilecek Yerler Listesi ve Antakya Seyahatimiz

Geçtiğimiz hafta sonu Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’daydım. Kısa ama son derece doyurucu bir deneyimdi. Türkiye’de her şehrin tarihi bir yapısı vardır ama İstanbul hariç hiçbir şehrin Antakya kadar tarih kokmadığını söylesem herhâlde abartmış olmam. Antakya gezilecek yerler listesi olarak da düşünebileceğiniz bu yazıda size Antakya deneyimimi anlatacağım.

Antakya ile İlgili İlk İzlenimler

Antakya’ya ilk kez gitmiyorum. Üniversite eğitimimi Hatay’da aldığım için Antakya’ya defalarca yolum düşmüştür. Fakat mezun olduktan sonra uzun süre hiç yolum düşmemişti. Uzun zaman sonra ilk kez bu senenin başında Antakya’da yaşamakta olan kardeşim ve eşini ziyaret etmek için gitmiştim ama ayrıntılı bir gezi yapmamıştık. Geçtiğimiz Cumartesi ise mümkün olduğunca ayrıntılı bir Antakya gezisi yaptık.

Uzun zaman sonra bu şehre yeniden yolu düşen biri olarak eskiyle kıyaslayarak anlatmamın daha doğru olacağına inanıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Antakya bayağı gelişmiş ve büyümüş. Antakya’ya yıllar önce veda ederken otogarın çevresi bomboştu. Şimdi ise şehir o kadar genişlemiş ki otogar şehrin bayağı içinde kalmış.

Şehir merkezi de eskiye kıyasla daha canlı. Gezilip görülecek yerler, yemek yiyip bir şeyler içilecek kafe ve restoranlar, sanat temalı mekânlar ve sokaklarda dolaşan kalabalık bayağı artmış. En önemlisi ise Asi Nehri gözle görülür biçimde iyileşmiş. Yıllar önce son gördüğümde nehir bayağı kurumuştu ve sadece kanalizasyon akıyordu, büyük bir kirlilik vardı. Şimdiyse daha canlı ve çok daha temiz bir Asi Nehri ile karşılaştım.

Tarihî Dokusunu Korumuş Şehir: Antakya

Antakya’da ilk gözüme çarpan şey şehrin tarihî dokusunu diğer pek çok şehre kıyasla çok daha iyi korumuş olması. Her köşe başında tarihî bir ev, konak ya da başka türden yapı görmek mümkün. Bunun dışında pek çok kamu kuruluşu da tarihî binalara yerleşmiş. Aşağıda resimlerini görebilirsiniz.

Ben ve kardeşim, gezimize Vali Konağı civarından başladık ve orada dahi çok sayıda tarihî yapıya rastladık. İlk gördüğüm örneklerse Vali Konağı, Antakya Endüstri Meslek Lisesi, Belediye Binası oldu. Hepsi oldukça eski yapılar ve hâlâ kullanımdalar. Ki burası şehrin asıl tarihî bölgesi değil. Ona da aşağıda yer vereceğiz.

Hatay Belediye Binası
Hatay Belediye Binası

Adalı Konağı

Şehrin oldukça merkezî bir yerinde, Meclis Binası’nın hemen arkasında Adalı Konağı bulunmakta. Gezimize buradan başlayalım dedik. Burası çok eski bir konak. Aynı zamanda restoran olarak kullanıldığı bilgisini almıştım. Ziyaret etmeyi çok istiyordum.

Adalı Konağı’nin hikâyesini de sizlere anlatayım. Bu konak, Fransız mimar Jaques De La Boucherie’nin eseri. Bu genç mimar, Fransa’da Paris’in asil ailelerinden Tortue ailesi için bir köşk yapmış ve bu sırada ailenin güzel kızı Marie Therese Charlotte’a âşık olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız işgal kuvvetleriyle birlikte Antakya’ya gelen Boucherie, bir süre sonra sevgilisinin ölüm haberini alır. Bu sırada Antakya’da yaşayan Adalı ailesinden bir köşk yapması teklifi alır. Charlotte’un anısına Tortue Konağının aynısından bir tane de Antakya’ya yapar. Böylece Adalı Konağı inşa edilmiş olur.

Adalı Konağı - Hatay
Adalı Konağı – Hatay

Fakat biz ne yazık ki Adalı Konağı’nı gezemedik. Gittiğimizde konağın tamamen kapalı olduğunu gördük. Ortada restoran ya da ev olarak kullanan kimse yoktu. Binanın terk edilmiş olduğu anlaşılıyordu. Hatta bazı camları da kırıktı. Hayal kırıklığı içinde bir sonraki durağımıza gittik. Umarız yakın zamanda tekrar açılır ve siz de o zaman Antakya gezilecek yerler listenize mutlaka dâhil edersiniz.

Hatay Tarihî Meclis Binası

Antakya Meclis Binası ya da doğru adı Antakya Meclis Kültür Sanat Merkezi, bir sonraki durağımız oldu. Adalı Konağı’nın hemen önünde ve Asi Nehri kıyısında bulunuyor. Antakya’da en çok görülmesi gereken mekânlardan biri de burasıdır. Çünkü burası çok önemli bir tarihî döneme ev sahipliği yaptı.

Bildiğiniz üzere Hatay ilimiz Türkiye’ye sonradan katılmış bir ilimizdir. Hatay 1938’e kadar işgal altında kaldı. İşgalin sona ermesinden on ay sonra, 5 Temmuz 1939’da ise Hatay, Türkiye’ye katıldı. Arada kalan on aylık dönemde ise Hatay başlı başına bir devletti. Kendisine ait bir meclisi vardı. Devlet Başkanı ise Tayfur Sökmen’di. Meclis Binası ise Hatay Devletinin parlamento binasıdır. Devlet buradan yönetilmiştir. Devletin kendisini feshedip Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı alması da burada gerçekleşmiştir.

Meclis Binası, 1927’de Fransızlar tarafından sinema salonu olarak inşa edilmiştir. Binayı inşa eden kişi ise Fransız mimar Leon Benju’dur. Fransızlar bu binaya Empire (İmparatorluk) adını vermiştir. İşgal sonlandıktan sonra bina, Hatay Devleti Meclisi tarafından kullanıldı. Hatay’ın Türkiye’ye katılmasından sonra ise tekrar uzun yıllar boyunca sinema olarak kullanıldı. Daha sonra bir dönem restoran olarak da kullanıldı.

Biz ne yazık ki Meclis Binası’nı da gezemedik. Çünkü bizim şansımıza bugünlerde Hatay Valiliği binayı restore etmeye başlamış. Her ne kadar binaya giremesem de restore edilmesine sevindim. Böyle değerli tarihî eserlere sahip çıkmak gerek. Hatay Meclis Binası, Antakya gezilecek yerler listenizin olmazsa olmazı olmalı.

Hatay Devleti Meclisi Binası
Hatay Devleti Meclisi Binası

Antakya Atatürk Parkı

Meclis Binası’ndan sonra Asi Nehri kıyısında biraz yürüdük. Nehrin manzarasını seyrettik. Nehrin yıllar içinde geçirdiği olumlu değişim beni çok sevindirdi. Nehrin ardından Antakya’daki Atatürk Parkı’nı ziyaret ettik. Her şehrin bir Atatürk Parkı vardır. Hatta geçtiğimiz günlerde Adana’dakini sizlere anlatmıştık. Antakya’da da bir Atatürk Parkı var ve şehrin en büyük parkı olmasının yanı sıra tarihî bir yer.

Antakya Atatürk Parkı
Antakya Atatürk Parkı

Antakya Atatürk Parkı da işgal döneminde yapılmış olan bir eser. Asi Nehri’nin yanı başında yemyeşil bir yer. Yürüyüş yapmak isteyen, kafelerde buluşmak isteyen Antakyalıları ağırlıyor. Biz de bu nedenle bu parkı Antakya gezilecek yerler listemize ekledik.

Bu arada parkın girişinde de bizi Orgeneral Asım Gündüz ve Kurmay Albay Şükrü Kanatlı’nın büstleri karşıladı. Bu ordu komutanları Hatay’ın işgalden kurtarılmasında önemli rol oynamış isimler.

Antakya Gezilecek Yerler Listenizde Mutlaka Bulunsun: Saray Caddesi

Atatürk Parkı’ndan sonra Asi Nehri’nin diğer kıyısına geçtik ve Saray Caddesi’ne ulaştık. Saray Caddesi, şehrin en işlek yerlerinden biri ve tarihî eserlerle dolu. Gezmek, eğlenmek ve alışveriş yapmak isteyen Antakyalıların en sık uğradığı yerlerden.

Saray Caddesi - Antakya
Saray Caddesi – Antakya

Baştan sona tarih kokan bu cadde son yıllarda daha da güzelleşmiş. Cadde biraz daha düzenlenmiş ve hoş bir görünüme kavuşmuş. Antakya gezilecek yerler listenizde bulunmasını tavsiye ederim.

Antakya Gezilecek Yerler Listelerinin Baş Konuğu: Tarihî Antakya Evleri ve Sokakları

Gelelim herkesin Antakya gezilecek yerler listesinin olmazsa olmazına. Saray Caddesi’nden sonraki durağımız, onun hemen yanı başında tarihî sokak ve evler oldu. Antakya’da beni en çok büyüleyen yer burası oldu. Bir şehir düşünün, 100 yıl ve hatta daha eski zamandan kalma yapılarını yıkmamış, yerine apartman yapmamış ve o binaları restore edip koruma altına almış. İşte doğru olan bu.

Bu sokaklarda dolaşırken insanın kendisini bir zaman yolcusu gibi hissetmesi kaçınılmaz. Kendimi 21. yüzyılda değil de 19. yüzyılda yaşıyormuş gibi hissettim. O dar sokaklar ve özgün mimari tarz beni içine çekti ve oradan hiç ayrılmamayı istedim.

Eski Antakya Sokakları
Eski Antakya Sokakları

Eski Antakya Evlerinin olduğu bölge son yıllarda daha da gelişmiş. Sadece tarihî eser niteliğinde bir bölge değil. Burada o kadar çok mekân açılmış ki hem şehrin kültür sanat temalı ve turistlerin uğrak yeri olmuş. Hem de gece hayatı için de tercih edilen yerlerden birine dönüşmüş. Biz burayı da gezdikten sonra burada kısa bir mola verdik. Mola verdiğimiz yerden de ayrıca söz etmek istiyorum.

Ehliddar Kültür Cafe

Öğle molamızı Tarihî Antakya Evleri’nin arasındaki Ehliddar’da verdik. Ki burası da çevredeki diğer yerler gibi tarihî bir eser. Çevredeki mekânlardan başlıca farkı ise rezervasyon gerektirmemesi. Ehliddar hem kahve içebileceğiniz hem de bira içebileceğiniz bir mekân. Üstelik mezeleriyle de tanınmış bir yer.

Ehliddar Cafe - Antakya
Ehliddar Cafe – Antakya

Son derece otantik bir ortama sahip. Çok da güzel müzikler çalınıyor. Burada sık sık çeşitli kültür sanat etkinlikleri yapılıyor. Zaten girişte hediyelik eşya ve kitaplar da satılıyor. Açıkçası ben Ehliddar’ı çok sevdim. Yaşadığım şehir olan Adana’da bu kadar sıcak ve samimi bir yer bilmiyorum. Antakya’da yaşıyor olsam herhâlde her gün zamanımı bu kafede geçiririm. Antakya’ya yolunuz düşerse dinlenmek için burayı tercih etmenizi tavsiye ederim.

Cindi Hamamı

Ehliddar’da dinlendikten sonra tekrar yola koyulduk. Eski Antakya Evleri’nden yeniden Saray Caddesi’ne çıktık. Caddenin nehre yakın tarafında, Ulu Cami’nin yanında tarihî bir hamama rastladık. Bu hamamın adı Cindi Hamamı. Cundi Hamamı da deniyor.

Cindi Hamamı’nın ne zaman ve kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmiyor. Bu konuda iki teori varmış. İlk teoriye göre Cindi Hamamı, 13. yüzyılda Memlûk Sultanı Baybars tarafından yaptırılmış. Daha çok kabul gören ikinci teoriye göre ise 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında, cundi askerlerinin yıkanması için Sinan Paşa tarafından yaptırılmış.

Cindi Hamamı - Antakya
Cindi Hamamı – Antakya

Hangisi doğru olursa olsun Cindi Hamamı 500 yıldan daha eski bir hamam. Bugüne kadar birkaç restorasyon geçirdiği de bilinmekte. Sonuncusu 2000’de yapılmış. Cindi Hamamı tarihî Türk hamamlarının bütün ortak özelliklerini taşıyor. Günümüzde de kullanımda.

Antakya Ulu Camii

Türkiye’de pek çok şehirde Ulu Cami adını taşıyan camiler vardır. Daha önce yazdığımız Adana Ulu Camii de onlardan biri. Osmanlı yıllarında neredeyse her şehirde, şehrin en büyük camisine Ulu Cami adı verilirmiş. Antakya’da da bir Ulu Cami var. Cindi Hamamı’nın hemen yanında bulunuyor.

Ulu Cami’nin inşasının kesin tarihi bilinmese de minarede kitabenin 1271’de Memlûk Sultanı 1. Baybars dönemine ait olduğu kesin olarak biliniyor. Ulu Cami sadece bir cami değil, aynı zamanda bir külliye olarak kabul ediliyor. Bu külliyenin içinde caminin yanı sıra medrese, şadırvan ve türbeler de bulunuyor.

Antakya Ulu Cami Avlusu
Antakya Ulu Cami Avlusu

Antakya Ulu Camii ile benzer mimari özelliklere sahip çok az cami var. Bunun nedeni de bu caminin Osmanlı ya da Selçuklu mimarisi değil, Memluk mimarisi tarzında yapılmış olması. Ulu Camii, tarih boyunca defalarca onarım görmüş bir camidir. Sonuncusu 2002’de yapılmış.

Künefeciler Meydanı

Antakya Ulu Camiinin diğer tarafında ise dükkânlarla çevrili küçük bir meydan bulunmakta. Bu dükkânların arasında künefeciler çoğunlukta olduğu için burası Künefeciler Meydanı olarak anılır olmuş.

Künefeciler Meydanı - Antakya
Künefeciler Meydanı – Antakya

Künefe, Hatay Mutfağının en meşhur tatlısıdır. Hatay deyince künefe ilk akla gelen şeylerden biridir. Şerbetli ve bol peynirli bu tatlıyı denemeden Hatay’dan ayrılmak olmazdı. Hatta Antakya’da her sene Künefe Festivali de yapılıyor. Künefeciler Meydanı’na fazla durmadık. Künefe yemeyi sonraya bıraktı. Gezimizi bitirdikten ve akşam yemeğini yedikten sonra Künefeciler Meydanı’na geri döndük ve buradaki Hatay Künefe adlı yerde künefemizi yedik. Ben özellikle de dondurmalı künefeyi çok sevdim.

Hatay’a yolunuz düşerse künefe yiyebileceğiniz iki yer tavsiye edebilirim. Birincisi, tabii ki Künefeciler Meydanı. Diğeri ise aşağıda bahsedeceğim Kurşunlu Han. Bu iki yer Antakya gezilecek yerler bulunmalı.

Uzun Çarşı – Antakya Gezilecek Yerler

Bildiğiniz üzere Anadolu’daki pek çok şehirde Bedesten tarzı tarihî çarşılar bulunur. Benim en çok aşina olduğum örneği Adana’daki Kazancılar Çarşısı. Orta Çağ’da bakırcılık, kalaycılık vb. eski zanaatlar bu tür çarşılarda yapılırmış. Üstelik şehir halkı da her türlü alışverişini bu tür yerlerde yaparmış. Bu tip tarihî çarşıların Antakya’daki örneği ise Uzun Çarşı’dır.

Tarihî Uzun Çarşı - Antakya
Tarihî Uzun Çarşı – Antakya

Uzun Çarşı’nın ne zaman inşa edildiğine dair kesin bir bilgi bulamasam da buradaki Kurşunlu Han’ın 17. yüzyılda inşa edildiğine dair bilgi bulabildim. Uzun Çarşı bir zamanlar İpek Yolu ticaretinin kalbinin attığı yerlerden biriymiş. Ki bu da onun 17. yüzyıldan çok daha önce yapıldığına işaret ediyor.

Uzun Çarşı günümüzde de canlılığını koruyor. Bütün dükkânlar açık ve cadde müşterilerle dolu. Burada Antakya’ya özgü her türden yöresel ürünü bulabilirsiniz. Bu nedenle Antakya gezilecek yerler listemizde yer aldı.

Antakya Yeni Cami

Osmanlının son yıllarında, çeşitli şehirlerde genellikle 18. ve 19. yüzyılda inşa edilmiş camilere, diğer camilere kıyasla daha yeni oldukları için Yeni Cami adı verilirdi. Antakya’da da bir Yeni Cami var. Bu cami de Uzun Çarşı da yer alıyor.

Antakya Yeni Camii
Antakya Yeni Camii

Yeni Cami, 1750’de Zühri Mehmed Efendi tarafından inşa edilmiş. Diğer tarihî camilere kıyasla ayırt edici özelliği ise bir Memlûk camisi değil, bir Osmanlı camisi olması. Küçük ama güzel bir cami olduğunu düşünüyorum. Hatta belki de küçük olduğu için daha çok sevmişimdir.

Küçük diyor olmam sizi yanıltmasın, Antakya Yeni Cami aslında sadece bir cami değil. Burası da bütün bir külliye. Bir medresesi de var.

Kurşunlu Han

Bu gezimizde özellikle görmeye çalıştığımız, hatta zaman geçirmek istediğimiz yer, Uzun Çarşı ile Yemeniciler arasındaki Kurşunlu Han’dı. Çünkü Kurşunlu Han’ın farklı bir havası var. Bütün bir günü burada geçirmek mümkün. Antakya’da en sevdiğimiz mekânlardan biri.

Kurşunlu Han, Antakya’daki on beş han içinde en eski olanı. 1660’da Köprülü Mehmet Paşa tarafından inşa ettirilmiş. Bunu yapmaktaki amacı ise Sürre Alayının ağırlanmasını sağlamakmış. Zaman içinde Antakya’ya yolu düşen tacir ve yolcuların konaklamak için ilk tercihi olmuş.

Kurşunlu Han - Antakya
Kurşunlu Han – Antakya

Kurşunlu Han, iki katlı bir yapı. Burada yemek ve künefe yiyebilir, yöresel ürünler ve hediyelik eşya satın alabilir, mozaik atölyesine katılabilirsiniz. Ayrıca hanın camisinde ibadet edebilirsiniz. Kurşunlu Han, künefesiyle meşhur bir yer. Burada birkaç çeşit künefe yapıyorlar. İlginç bir ayrıntı daha, ben künefenin yanında süt ikram edildiğini ilk kez burada gördüm. (Künefeciler Meydanı’da böyle bir şeye denk gelmedik) Hataylılar doğrusunun bu olduğunu söylüyorlar. O yüzden künefeyi burada da denemenizde, burayı Antakya gezilecek yerler listenize eklemenizde fayda var.

Bu arada Kurşunlu Han’da Hatay Mutfağının bazı yemeklerini de deneyebilirsiniz. Burada Hatay’ın meşhur Tepsi Kebabı ile Kâğıt Kebabı yapılıyor. Hatay’a gelip de bu iki yemeği denemek isterseniz Kurşunlu Han’ı tavsiye edebilirim. Hanın kendi bünyesindeki kasap sayesinde en tazesini burada yiyeceğinize inanıyorum. Biz ne yazık ki Kurşunlu Han’a yemek yiyemedik. Çok kalabalıktı ve bu kalabalık fazlasıyla gürültüye neden oluyordu. Bu yüzden yemeği başka bir yerde yedik. Onu da aşağıda anlatacağım.

Habib-i Neccar Camii

Türkiye’nin en eski camisinin Antakya’da olduğunu biliyor muydunuz? Anadolu’da gerek Selçuklu döneminden gerekse Osmanlı döneminden çok sayıda tarihî eser bulabilirsiniz. Adana ve Hatay’da birkaç Memlûk camisi de bulabilirsiniz. Bunun dışında Anadolu’nun hemen her köşesinde her iki beylikler döneminden de camiler bulabilirsiniz. Fakat Habib-i Neccar Camii, İslam’ın ilk dönemlerinden kalma bir cami ile hepsinden farklı.

Habib-i Neccar Camii - Türkiye'nin En Eski Camisi
Habib-i Neccar Camii – Türkiye’nin En Eski Camisi

Habib-i Neccar Camii, 638 yılında Antakya’nın Müslümanların egemenliğine girmesiyle birlikte inşa edilmiştir. Yani Hz. Muhammed’in vefatından sadece altı yıl sonra. Bu nedenle sadece Türkiye’nin değil, Dünyanın da en eski camilerinden. Bu nedenle Antakya gezilecek yerler listemizi hazırlarken ilk aklımıza gelen yer de bu cami oldu.

Habib-i Neccar Camii’nin yapıldığı yer ise Marangoz Neccar’ın şehit olduğu yer. Neccar, Hz. İsa’nın havarilerine saldıran kalabalığı durdurmaya çalışırken şehit olmuş bir kişidir. Bu nedenle Müslümanlar tarafından da onurlandırılmak istenmiş ve bu cami inşa edilmiştir. Fakat caminin günümüzdeki şekline kavuşması Memlûk Sultanı 1. Baybars dönemine denk gelir. Avlusundaki şadırvan ise 19. yüzyılda yapılmış.

Caminin girişinde Hristiyanlar tarafından aziz kabul edilen Yuhanna ve Pavlos’un türbeleri var. Yerin dört metre altında ise Neccar ile Sem’un Safa’nın da türbeleri varmış. Bütün bu nedenlerden ötürü Antakya’da en çok görülmesi gereken yerlerden biri de hiç kuşkusuz Habib-i Neccar Camii’dir. Ben de önümüzdeki günlerde Habib-i Neccar Camii hakkında ayrıntılı bilgi veren bir yazı kaleme alacağım.

Antakya Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi – Antakya Gezilecek Yerler

Habib-i Neccar Camii’nden çıktıktan sonraki durağımız ise özellikle görmemiz tavsiye edilen Antakya Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi oldu.

Hatay, bitki çeşitliliği bakımından da son derece zengin bir il. Türkiye’de 3300’ü endemik olmak üzere 10.000 bitki türü bulunuyor. Hatay’da ise 2000’den fazla bitki türü bulunuyor ve bu bitkiler 300 kadarı endemik. Yani Türkiye’deki endemik bitkilerin %10’u Hatay’a ait.

Üstelik bu bitkilerin önemli bir kısmının tıbbi ve aromatik olduğu biliniyor. Hâl böyle olunca Antakya’da bir Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi kurulması şart olmuş. 19. yüzyıldan kalma iki katlı bir konak 2012’de restore edilerek müze olarak kullanıma açılmış.

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi - Hatay
Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi – Hatay

Müzeye gittiğimizde müzenin açık olduğunu gördük ama hoşsohbet güvenlik görevlisi dışında hiç kimse yoktu. Müzeye giriş ise tamamen ücretsiz. Girdiğimiz sırada avluda birkaç heykel de gördük. Yerlerine yerleştirilmek üzere buraya yeni getirilmiş. Müzenin üst katında Hatay’ın bitkilerinin fotoğraflarının olduğu resim sergileri var. Sergi bile beni tek başına şaşırtmaya yetti. İnanılmaz bir bitki çeşitliliği var.

Alt kattaki odalarda ise bitkilerin bizzat kendisi sergileniyor. Bir başka odada ise bu bitkilerden yapılan yağlar sergileniyor. Görülmeye, Antakya gezilecek yerler listesine eklenmeye değer bir yer olduğunu düşünüyorum.

Kurtuluş Caddesi

Bu arada bir parantez açmak istiyorum. Habib-i Neccar Camii ile Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi’nin bulunduğu yer olan Kurtuluş Caddesi’nin öneminden söz edelim. Dünyada ilk sokak lambasının kullanıldığı yer Antakya’daki Kurtuluş Caddesi’ymiş. Roma İmparatorluğu döneminde bu cadde baştan sona ışıklarla aydınlatılmış. Tabii ki o zamanlar elektrik ve ampül bulunmadığından bu cadde meşalelerle aydınlatılmış.

Antakya Kurtuluş Caddesi
Antakya Kurtuluş Caddesi

Ne yazık ki biz bu tarihî dokunun izlerini bu cadde üzerinde göremedik. Fakat bu konuda bir proje varmış. Gelecekte bu caddenin aslına uygun bir şekilde meşalelerle aydınlatılması planlanıyormuş. Hatta sizin de Antakya’ya yolunuz düştüğünde bu proje hayata çoktan geçirilmiş olabilir. O zaman ben de sırf bunun için bir kez daha Antakya’ya gelebilirim.

Hatay Arkeoloji Müzesi – Antakya Gezilecek Yerler

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi’nden çıktıktan sonra Hatay Arkeoloji Müzesi’ne doğru yola koyulduk. Mesafe biraz uzundu ve biz de biraz yorulmuştuk. Bu nedenle taksi ile gittik. Yorulmuştum ama bu müzeye tekrar gitmek için her şeyi göze almıştım.

Öğrencilik yıllarımda, öğrencilere ücretsiz olmasından da faydalanarak Hatay Arkeoloji Müzesi’ne defalarca gitmiştim. Mozaikleri ve meşhur Aktakya Lahiti’ni defalarca seyretmiştim. O zamanlar bu müze, Asi Nehri’nin kıyısında, Meclis Binası’nın karşısındaydı. Fakat daha sonra bu şehre yepyeni, daha modern ve çok daha büyük bir arkeoloji müzesi yapılmış.

Hatay Arkeoloji Müzesi
Hatay Arkeoloji Müzesi

Ve şunu açıkça söylemeliyim ki mükemmel bir müze olmuş. Çok güzel tasarlanmış. Son derece bilgilendirici bir müze olmuş. Müze devasa büyüklükte. Dünyanın en büyük mozaik müzesi. İçeride çok sayıda mozaik bulunmakta ve bir kısmı da devasa boyutlarda. Tabii ki burada sadece mozaikler yok, her türden tarihî eser var. Hatay Arkeoloji Müzesi, eğer hakkını vererek gezerseniz, gördüğünüz her şeyi inceler ve bütün her şeyi açıklamalarını okursanız tek başınıza bir gününüzü alacaktır. Benden söylemesi.

Hatay Arkeoloji Müzesi hakkında ayrıntılı bilgi için Hatay Arkeoloji Müzesi yazımızı okuyabilirsiniz. Müzede çektiğim fotoğrafları da o yazıda sizlerle paylaşacağım. Bir şehre gittiğinizde o şehrin müzesini mutlaka gezmelisiniz ve bu müze de görülmeyi hak ediyor. Bu yüzden Antakya gezilecek yerler listenize mutlaka ekleyin.

Hatay Mezeleri: Humus ve Abugannuş

Akşam olduğunda ise yemeğegitmeye karar verdik. Kurşunlu Han’da Hatay Mutfağından bir şeyler yemeyi düşünüyorduk. Fakat orası çok kalabalık olunca başka bir yerde yemek yemeye karar verdik ama Hatay Mutfağından yemek yemedik.

Öğrencilik yıllarımda sık sık gittiğim, Saray Caddesi’nin bir ara sokağında bulunan Toros Ocakbaşı’nda kebap çeşitlerinden yedik. (Adanalı olmak böyle bir şey, nereye gidersek gidelim canımız hep kebap çekiyor) Fakat yemeğin yanında Hatay’ın meşhur mezelerinden iki tanesini söyledik. Bunlar humus ve abugannuş. Aşağıda resimlerini görüyorsunuz.

Humus (soldaki) ve Abugannuş (sağdaki)
Humus (soldaki) ve Abugannuş (sağdaki)

Kebapları oldukça beğendim ama özellikle mezeler tek kelimeyle efsaneydi. Toros Ocakbaşı, bir şeyler içmek ve yanında Hatay mezelerinden yemek için uygun bir yer olma özelliğini hâlâ koruyor.

Antakya Gezilecek Yerler Listenizde Bulunması Gereken Diğer Bazı Yerler

Bırakın bütün Hatay’ı, sadece Antakya’da bile gezilip görülmesi gereken çok ama çok fazla yer var. Eğer bir günlük bir gezi yapıyorsanız hepsini görmeniz imkânsız ki benim durumumda da olan buydu. Bir Hatay gezisi yapacaksanız ve bu sadece Antakya ile sınırlı kalmayacaksa bence bir haftadan daha fazla zaman ayırmalısınız.

Harbiye’ye gitmek, yemeği burada yemek ve Defne’nin gözyaşlarını görmek isterdim ama şehrin biraz daha dışında kaldığından bunu yapamadık. Şehrin yanı başındaki tepede bulunan Tarihî Antakya Kalesini de aynı nedenden ötürü gözden çıkarmak zorunda kaldım.

En çok görmek istediğim yerlerden St. Pierre Kilisesi’ydi. Öğrencilik yıllarımda bir kere görmüş ve girip gezmiştim. St. Pierre Kilisesi’ne gitmeyi en baştan planlamıştık da. Şehrin içinde bir yer. Hatta Arkeoloji Müzesi’ne kıyasla şehir merkezine daha yakın. Bu kilisenin önemi ise, dünyanın en eski kilisesi olmasıdır ve mağara kilisesi türünün bir örneğidir. Fakat Arkeoloji Müzesi’ni gezmek beklediğimizden çok daha uzun sürünce kilise ziyaretimizi iptal etmek zorunda kaldık.

Yarım Porsiyon Dondurmalı Künefe
Yarım Porsiyon Dondurmalı Künefe

Ben Samandağ’a da gitmeyi ve Titus Tüneli’ni görmeyi istiyordum, öğrencilik yıllarımda bir kere görmüş, hayran kalmıştım. Bir daha görmek istiyordum ama yukarıda sözünü ettiğim gibi bir günlük gezi Antakya’ya bile yetmezken Titus’a gitmek tabii ki mümkün olmadı. Başka bahara artık.

Hatay Gezi Rehberi Yakında

Bu sitede yayımlanacak bir sonraki yazı bir Hatay Gezilecek Yerler Yazısı olacak. O yazıda Hatay’ı gezmek isteyenlere merak ettikleri her şeye dair bilgi vereceğim. Üstelik sadece Antakya değil, tüm Hatay’ı içeren bir yazı olacak.

O yazıda Hatay ilindeki bütün tarihî eserler, doğal güzellikler, yemekler, ulaşım bilgileri ve otel tavsiyeleri de olacak. Hatay hakkında bazı ilginç bilgilere de yer vereceğim. Dün Altınözü Zeytin Festivali hakkındaki yazımızla Hatay yazılarımızı başlattık. Önümüzdeki dönemde Hatay’a dair daha çok şey yazacağız. Takipte kalın. (Güncelleme: Hatay Gezilecek Yerler Rehberi yazımız yayında)

Antakya Gezilecek Yerler Listesi – Fotoğraf Galerisi

Bu yazıyı Antakya’da çektiğim fotoğraflardan oluşan bir resim galerisi ile kapatıyorum. Galeriye, müzelerin içinde çektiğim resimleri dâhil etmedim. Çünkü müzeler hakkında ayrı yazılar yazacağım. Bu arada yukarıdaki resimler de aşağıdaki galeride diğer resimlerle birlikte yer almakta.

%d blogcu bunu beğendi: