Festivaller

Altın Koza Film Festivali 2019 – İkinci Gün

Daha önce 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali hakkında günlük değerlendirmeler yazacağımı belirtmiş ve hatta ilk değerlendirmeyi dün yazmıştım. Bugün de ikinci gün hakkında değerlendirmelerde bulunacağım. Dün üç adet film izleme fırsatım oldu. Önce onlar hakkında konuşalım.

Parazit

Dün ilk izlediğim film, Güney Kore’den Parazit adlı film oldu. Filmin özgün adı Gisaengchung. Başrollerde Kang-ho Song, Sun-kyun Lee, Yeo-jeong Jo oynuyor. Filmin yönetmeni ise Dünyaca ünlü usta yönetmen Joon-ho Bong. Film hakkında hiçbir bilgi almadan salona girmiştim ama film boyunca bana tanıdık gelen bir şey vardı. Film bittiğinde Joon-ho Bong’un ismini görünce o zaman neyin tanıdık geldiğini anladım. Bu yönetmenin çok sayıda filmini izlemiş ve sevmişimdir. Bana tanıdık gelen şey de onun sinema tarzıydı.

Yoksul bir ailenin, zengin bir ailenin yanında yalanlarla işe girmesiyle başlıyor. Evin erkek çocuğu sahte diploma ile İngilizce öğretmeni oluyor. Evin kızı sahte diplomayla resim öğretmeni oluyor. Derken anne ve baba da sahte bilgilerle aynı yerde başka işlere başlıyor ve birbirlerini tanımıyorlarmış gibi yapıyorlar. Filmin ortasına kadar çok iyi güldük.

Filmin gidişatından sonunu da tahmin etmeye başlamıştım ki Usta Bong, diğer filmlerinde olduğu gibi bunda da beni ters köşeye yatırdı ve işler çığırından çıktı, konu bambaşka bir yöne evirildi. Fakat bu yeni tahmin edilemez yön de bir hayli eğlenceliydi. Oyunculuklarsa oldukça iyiydi. Filmin absürtlüğüne uygun karakterler vardı. Filmin sonu da başta bana mantıksız gelmişti ama sonra bu tarz bir filme daha mantıklı bir son hiç yakışmaz diye düşünerek yönetmene hak verdim. Dün izlediğim filmler içinde en sevdiğim film Parazit oldu. Önümüzdeki günlerde yeniden gösterilecek. Kaçırmayın derim.

Şehitler

Her sene Çanakkale’ye yolu düşen ve Çanakkale Savaşı’nın hikâyesini öğrenmeye giden hem Türkiye vatandaşlarının hem de Yeni Zelanda ve Avustralya vatandaşlarının orada yaşadıkları deneyimi anlatan bir belgesel. Yönetmeni Köken Ergun. Dün kendisi de sinema salonunda bizlerleydi. Şehitler, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ndaki 12 filmden biri.

Anlattığı konunun önemine rağmen zayıf bir belgesel olduğunu düşünüyorum. Yarıda bırakıp çıkan çok seyirci gördüm. Filmden sonra oradaki kişilerle sohbet etme fırsatım oldu. Yaygın kanı, festivalde yarışmak için başvuran 52 filmin arasından seçilip yarışmaya katılan 12 filmden biri olmayı hak etmediğiydi. Oradaki çoğunluk siyasi nedenlerden ötürü bu filmin festivale alındığını düşünüyordu. Belki de haklılardır, Türkiye’nin siyasi iklimi malumunuz.

Belgeselde sık sık her Türk vatandaşının Çanakkale Savaşı’nı ve Şehitlerini öğrenmesi gerektiği, çocuklara bunu anlatmak gerektiği vurgulanıyor. Buna ben de katılıyorum. Fakat ne şekilde anlatacağız, işte belgesel bu konuda cevap vermekte çok da başarılı değil.

Uzun Zaman Önce

Dün izlediğim son film ise Uzun Zaman Önce idi. Yönetmeni Cihan Sağlam. Başrollerde ise Onur Dikmen, Serdar Orçin ve Reha Özcan oynuyor. Yönetmen ve film ekibi de dün bizimle sinema salonunda yerini almıştı. TRT’nin de desteklediği bu film, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan 12 filmden biri.

Film, bir cinayet işlemiş ve kanıtları ortadan kaldırmış iki kardeş ve onların ailesinin hayatına odaklanıyor. Bir yandan ailenin üzerindeki kara bulutları resmederken bir yandan da Anadolu’daki hayatın ne kadar bunaltıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Hayatın akmayışının başarılı bir resmi diyebilirim. İnsanların içinde bulunduğu durumun ve ortamın çok gerçekçi bir anlatımı söz konusuydu. Oyunculuklar ise bence çok iyiydi. İzlerken o havayı hissedebildim.

Festival dışı zamanlarda sinemalarda gösterilen filmlerin aksine Türkiye’de hâlâ iyi filmler yapılabildiğinin güzel bir örneği. Filmden sonra bazı seyircilerin sohbetlerine katıldım. Pek çoğu filmi beğenmediklerini ve TRT kontenjanından bu yarışmaya katılmaya hak kazandığı görüşündeydi. Filmin konusunun bir yere varmadığından şikâyetçilerdi. Ben bu görüşe katılmıyorum. Bu film bir olay hikâyesi değil, bir durum hikâyesi. Yukarıda da belirttiğim gibi hayatın bunaltıcılığını resmediyor. Bence bunu iyi yapıyor. Bu filmi de çok sevdim.

Seyirciye Verilen Oy Hakkı

Altın Koza Film Festivali 2019 ‘da, eğer Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan 12 filmden birine giderseniz size salon girişinde bir oy pusulası verecekler. Bu oy pusulasında birden ona kadar sayılar var. Filme kaç puan veriyorsanız ilgili sayıyı koparıp pusulayı salondan çıkarken sandığa atıyorsunuz.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jürinin vereceği ödülün yanı sıra bir de Halk Jürisi Ödülü var. Halktan en çok oy toplayan filme veriliyor. Böylece seyirciler de bir filmi ödüllendirmiş oluyor. Aşağıda bana verilen oy pusulalarından biri var. Film çıkışı ben de oyumu verdim. Bugün ve sonraki günlerde de aynı şekilde devam edecek.

Altın Koza Film Festivali - Oy Pusulası Örneği
Altın Koza Film Festivali – Oy Pusulası Örneği

Ulaşım Sorunu

Dün yaşadığım teknik sorunların bugün de yaşanmamasını ummuştum. Öyle de oldu. Sinema salonunda hiçbir şekilde sorun yaşamadan güzelce filmleri izledik. Fakat gün sona erdiğinde başka bir sorun yaşadık. Akşam 22.30’da sinemadan çıktık ve çok az otobüs kalmıştı. 40 dakika sonra bir tane gelecekti. Yani o kadar beklemek zorundaydım. Tek tesellim bu otobüsün benim mahalleme gidiyor olmasıydı. Ya diğer seyirciler? Onlar taksi tutmak zorunda kalacaklardı.

Filmden sonra yönetmen ve film ekibiyle bir soru cevap etkinliği olacaktı. Ulaşımın sorun olacağını düşünerek bu etkinliğe katılmadım. Eğer katılsaymışım son otobüsü de kaçıracakmışım. Böylece bu sanatçılarla tanışma fırsatı kaçırmış oldum.

Otobüs seferlerinin bu kadar erken saatte bitmesi Adana gibi büyük bir şehre yakışmıyor. Üstelik uluslararası bir film festivalin düzenlendiği sürede bu durumun yaşanması daha da kötü. Şehirde uluslararası düzeyde bir festival olacak, şehrin dışında kalan bir AVM’de film gösterimleri olacak ama insanlar evlerine gitmek için otobüs bulmakta sorun yaşayacaklar. Bu, kabul edilebilir bir şey değil. Bugün bu konuyu Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ilettim. Umarım çaresine bakarlar.

Üçüncü Günün Etkinlikleri

Gelelim bugünün etkinliklerine. Film gösterimleri bugün de tüm hızıyla devam edecek. Özellikle Cinemaximum’da film gösterimlerinde sanatçılar da yerlerini alacaklar. Onun dışında şehirde çeşitli etkinlikler var.

Bugün saat 11.00’de Şenbayrak Oteli’nde Yönetmen Kıvanç Sezer’in katılımıyla düzenlenen bir Kısa Film Atölyesi etkinliği olacak. Saat 16.00’da ise Adana Sinema Tarihi ve Sinema Mekânları Turu düzenlenecek. Şehrin sinema tarihi ile ilgili yerleri gezilecek. Kalkış yeri Adana Tren Garı önü.

Adana’da, Sinema Müzesi’nden farklı olarak Sabri Şenevi Sinema Evi adında bir yer daha var. Sanatçı Sabri Şenevi, arşivini burada yayınlıyor. Biz de daha sonra burayı da tanıtan bir yazı yazacağız. Bugün orada da ayrı bir film gösterimi olacak. Erden Kıral’ın Bereketli Topraklar Üzerinde adlı filmi saat 19.00’da gösterilecek. Sabri Şenevi Sinema Evi, Debboy Caddesi civarında. Tarihî Yeni Hamam’a yakın diyebiliriz.

Ve son olarak Sunay Akın’ın bir gösterisi olacak. Saat 20.00’de Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Sunay Akın, Sinemanın Oyuncağı adlı gösterisini yapacak. Kaçırmamanızı tavsiye ederim. Tiyatro salonu, Atatürk Caddesi’nde. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın haftalık konserlerini verdiği yer.

Bu arada festival dışı ama önemli bir sinema etkinliğinden de söz etmek istiyorum. Sinema tarihinin efsane filmlerinden biri olan Apocalypse Now’ın yayımlanmasının üzerinden 40 geçti. Bugün Türkiye’de de çeşitli şehirlerde 40. yıl nedeniyle filmin restorasyonlu hâli gösterilecek. Bu etkinliğin Adana ayağı ise Park Adana AVM’deki Cinens Sinemaları’nda olacak. ( Film Festivali kapsamında olmadığından biletler ücrete tabi)

Yarın görüşmek üzere.

%d blogcu bunu beğendi: