Geziler

Alaçatı Gezisi

2018 yılında yaptığımız Ege turundan çok güzel hatıralar edindik. Görmediğimiz bir çok yeri gördük. Bunlardan bazıları aklımıza kazındı, bazıları da hayal kırıklığı yarattı. Ben hayal kırıklığı yaratanları değil de beğendiğim yerleri yazmayı kendime görev saydım. Bu nedenle bugünkü yayınımda size Alaçatı’dan bahsetmek istiyorum. Alaçatı ile ilgili birçok güzel şey duymuş, okumuş ya da görmüşsünüzdür. Bir de ben anlatayım istedim.

Alaçatı Gezisi
Alaçatı Gezisi

Baştan ifade etmek isterim ki Alaçatı gezisine başlamadan önce bu güzel belde ile ilgili az da olsa bilgi sahibi olduğumu sanıyordum. Tatile çıkmadan birkaç gün önce birkaç blog yazısı okumuş ve video izlemiştim.

Alaçatı hakkında izlediğim ve okuduğum yayınlardan edindiğim kanı çok pahalı bir yer oluşuydu. Özellikle bir videoda Alaçatı’nın fazlasıyla abartıldığından bahsediliyordu. Sokaklarının oldukça dar oluşundan, kalabalıklığından ve özellikle her şeyin gereksiz yere abartılı bir biçimde pahalı oluşundan yakınıyordu. Eğer zorunlu değilsek gitmememiz gerektiğini bile tavsiye buyurmuştu.

Ben daha önce de söylediğim gibi turizmci oluşum ve yapım gereği bir yere seyahat ederken her ne kadar öncesinde bilgi sahibi olmayı sevsem de bu edindiğim bilgilerin aklımda bir yargı oluşturmasına mümkün mertebe izin vermemeye çalışanlardanım. Alaçatı ile ilgili de kâh olumlu kâh olumsuz görüşlerden oluşmuş yayınlar silsilesini değerlendirmemin akabinde neredeyse sıfır yargı ile yola çıktığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Aydın’dan başlayan seyahatimiz otoyol üzerinden rahat bir şekilde gerçekleşmişti. Alaçatı’ya vardığımızda güneş henüz batmamıştı. Bizi tatlı bir meltem karşılamıştı. Tahminimden daha küçük bir yerdi. Aracımızı Alaçatı’nın simgelerinden olan bir değirmenin hemen arkasındaki bir otoparka park ettikten hemen sonra sabırsızlıkla kendimizi sokaklara atıverdik. Evet, sokaklar dardı. Parke taşı ile kaplıydı. Binalar en fazla 3 katlı ve renkleri türkuaz, mavi ve beyaz ağırlıklı idi. Türkiye de turist ağırlayan beldelerin büyük çoğunluğunda hakim olan bu renklerin kaynağı sanki Alaçatı imiş gibi duruyordu. Tabelalar öyle sıradan metalik levhalar değil tam aksine çok güzel tasarlanmış sevimli ikonların bulunduğu ahşap materyallerden oluşuyordu. Bu da Alaçatı’nın sevimliliğine sevimlilik katıyordu.

Alaçatı Akşamları

Akşamüstü hafif bir meltem, batmakta olan güneşin sıcak sarı tonları, beyaz ve mavi renklerin hakim olduğu sevimli yapılar ve parke taşı ile kaplanmış sokaklarda yürüyorduk. Eğer anlattığım şekliyle tahayyül edebilirseniz bu kadarı bile Alaçatı’yı ziyaret etme kararı almanıza fazlasıyla yeterdi. Sokaklarda dolaşmaya başladığımız saatlerde bir hareketlilik kendini gösteriyordu. Restoranların kapıları ardına kadar açılıyor, masa ve sandalyeler sokaklara çıkarılıyor ve Alaçatı’nın her köşesinden müzik sesleri yükselmeye başlıyordu. Bu müzik sesleri Fethiye gezimizde bahsettiğim gece kulüplerinde kendilerini eğlenceye kaptırmış çılgın grupları daha da coşturmaya çalışan azgın türe hiç benzemiyordu. Ellerinde çeşitli enstrümanlarla nereden çıktıkları belli olmayan bu müzisyenler otantik kıyafetleri ve güler yüzleri ile sokaklardaki kalabalığın dikkatlerini üzerilerine çekmeyi çok iyi beceriyorlardı.

Alaçatı merkezine vardığımız anda hissettiğimiz açlık duygusu işte tam da o anlarda kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Geçtik bir restorana oturduk. Restoran dediğime bakmayın. Bütün restoranlar dükkanlardan sokaklara taşmıştı. Dışarıda kurulan masalardan birine oturduktan sonra yemek siparişlerimizi verdik. Ortam o kadar şahaneydi ki buraya gelmişken az da olsa eğlenceye kendimi kaptırmak istediğimi hatırlıyorum. Tabii çok otantik ve rengarenk bir ortam olması sebebiyle benim eğlence anlayışımın yan unsurlarından birisi olan alkol alma isteği de başını örtünün altından çıkarmıştı. Fakat dönmeyi düşündüğümüz için araç kullanma zorunluluğum canımı sıkıyordu.

Alaçatı Otelleri

Kararımı vermiştim. Onca yolu 2 saatlik bir tur için gelmediğimi düşündüm. Yemek yiyip, çevreye göz attıktan sonra bir otelde gayet tabii kalabilirdik. Fakat onca kalabalığın ve seyahatimizin tekamül ettiği hafta sonunun, boş oda bulabilme şansımızı oldukça düşürdüğünün de bilincindeydim. Boş bir oda aramayacağım anlamına gelmiyordu bu. Benim hayat kurtarıcı uygulamam Google Haritalar vasıtasıyla Alaçatı otelleri şeklinde gerçekleştirdiğim sorgulama neticesinde çevremizde bulunan sayısız oteli teker teker aramaya başladım. Otellerden birinde boş bir oda yakalamıştım ve tam da bize göreydi. Ben, eşim ve kayın validem ile gittiğimiz Alaçatı’da, bulunduğumuz noktaya çok da uzak olmayan bir mesafede 3 kişilik bir oda olduğunu öğrenmiştim. Hemen gidip rezervasyon yaptırmam gerekiyordu. Kayın validemi yormak istemediğimden bizi beklemesini rica ettim ve eşimle beraber söz konusu otelin yolunu tuttuk.

Alaçatı sokakları

Yalnız yolumuzun üzerindeki diğer otellere de boş odaları olup olmadığını sormayı da ihmal etmiyorduk. Dikkatimi çeken şeylerden biri şu oldu: Alaçatı otelleri işletmecilerinin neredeyse tamamını kadınlar oluşturuyordu. İlk defa karşılaştığım bir şeydi bu.

Otel Fiyatı

3 kişilik boş bir odası olduğunu öğrendiğim otele kadar hiçbir yerde oda bulamadık. Rezervasyon yapmak için geldiğimiz otele ücreti ödeyip odayı tuttuktan sonra tekrar restorana doğru yola koyulduk. Ödediğimiz ücret 3 tek kişilik yataklı bir oda için gecelik 450 TL idi ki bence oldukça uygundu.

Restorana vardığımızda eğlencenin dozu yükselmiş, civardaki müzik sesleri ve dans eden insanlar birbirlerine karışmışlardı. Kayın validem masada bizi bekliyordu ve yemeklerimiz de gelmişti. Balık sipariş etmiştik ki Alaçatı ziyaret edilirdi de balık yenmez miydi? Ben, eşim, birlikte seyahat etmeye bayıldığım kayın validem, balık ve yanında sırf balığın gözyaşları dursun diye söylenmiş bir duble rakı, eşsiz mezeler, müzik, meltem ve eğlence. Bütün bunlar varken insan daha başka ne isteyebilirdi?

Alaçatı geceleri de çok hareketliydi. Onu da görmüş olduk. Yemek yedikten sonra kalktık yürüdük. Alışveriş yaptık. Aşırı derecede pahalı diye Alaçatı’dan uzak durmamızı tavsiye eden o arkadaş bu yazıyı okursa ona diyeceğim şudur ki: Pahalı nedir görmemişsin. Alaçatı’da fiyatlar bir tatil beldesinde görmeye alışkın olduğum seviyedeydi. Eğer pahalı bir yer görmek isterseniz size Bodrum’u ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Alaçatı hakkında abartılmayan şeylerden biri kalabalık oluşuydu ki bu da zaten gözde bir tatil beldesinde olağan bir durumdu.

Gecenin sonunda otelimize gittik. Otelin önünde sokağa masa sandalye atıp kendini muhabbete vermiş o gürültücü grup olmasaydı çok güzel bir uyku çekeceğimden şüphem yoktu. Bir ara gidip kendilerine katılmayı bile düşündüm. Tabii uyuma fikrinin ağır basması beni yatağımdan kalkmaktan alıkoyuyordu.

Tavsiye

Alaçatı gezisi planlıyorsanız asla rezervasyonsuz gitmeyin. Tabii cüzdanınız da boş olmasın. Bana normal gelen fiyatlar alışık olmayan bünyelerde sıkıntı yaratabilir. Maalesef Türkiye’mizdeki turizm bilinci eksikliği nedeniyle fiyatlar art niyetli bir seviyedeydi. Bahsettiğim art niyet tabii ki turist kazıklama şartlanmasının ta kendisiydi.

Sabahın ilk saatlerinde serinlikle beraber kahvaltımızı yapıp yola koyulduk. Güzel bir akşamı ve harikulade bir tatil beldesini, Alaçatı ‘yı ardımızda bıraktık. Belki bu yıl tekrar uğrarız, kim bilir?

Adana Gezi Rehberi olarak Adana merkezli yayınlarımızın yanında Türkiye’nin güzide destinasyonlarını anlatmaya devam edeceğimiz sitemize abone olup bizi takip edebilirsiniz. Sitemizin sol atındaki abone ol bölümünden abonelik işlemini gerçekleştirip bizi takip etmeye başlayın.

Sağlıcakla kalın

%d blogcu bunu beğendi: