Adana'da Dünyanın en uzun et şişi rekoru kırıldı.
Festivaller

Adana Lezzet Festivali Tarihe Geçti

Bu yıl üçüncü kez düzenlenen Uluslararası Adana Lezzet Festivali bir Guinness Dünya rekoru kırarak tarihe geçti. 4-6 Ekim tarihlerinde Dünyaca ünlü şeflerin de katılımıyla üç gün boyunca birçok lezzetin tanıtıldığı festival, bu yıl daha da büyüdü. Festival uluslararası yıldız isimlerin katılımıyla gastronomi şöleni olmaktan çıkıp tam bir karnaval havasına büründü. Adana nın en yerel ve geleneksel mutfak kültürünü dünyaya tanıtma parolası ile başlayan bu yolculuk, 3. yılında Guinness Dünya Rekoru kırarak adını tüm dünyaya duyurdu.

Festivalin gerçekleşip bu seviyeye ulaşmasında şüphesiz Adana Valisi Mahmut Demirtaş ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ‘ın emeği tartışılmaz.

On binlerce insan 2019 Adana Lezzet Festivali’ne katıldı. Biz de üç gün boyunca Adana Merkez Park’taki festival alanındaydık. Hatta ilk günün ardından izlenimlerimizi okurlarımızla paylaşmıştık. Bugün de festivalin sona ermesinin ardından genel olarak izlenimlerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Adana Lezzet Festivali Guinness Dünya Rekoru Kırdı

Adana, festivalin ikinci gününde Dünyanın en uzun et şişi ile dünya rekoru kırdı ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. Daha önceki Guinness Dünya Rekoru 194,5 metre ile Çin Halk Cumhuriyeti’ne aitti. Adana’da 222 metre olması beklenen et şiş 233,6 metre uzunluğunda oldu. Mangalın yakılması ve ölçümün yapılmasıyla birlikte rekor tescillendi ve festival alanında alkış tufanı başladı. Böylece Adana, en uzun şişte et pişirme rekoru ile rekorlar kitabına girdi.

Mangal yakılmadan önce şişte ne tür kebabın yapılacağını merak ediyorduk. Ben de pek çok kişi gibi bunun bildiğimiz Adana Kebabı olduğunu düşünüyordum. Fakat etkinliği yapan işletmenin Ciğerci Ulaş olduğu düşünüldüğünde bazıları bunun ciğer şiş olacağını da sürüyordu. İkisi de değildi. Aslında şişte görülen et, bildiğimiz kazbaşı büyüklüğündeki kırmızı etti. Bu da mantıklı diyebiliriz.

233,6 metre uzunluğunda et ve yağ kıyıp, karışım hazırlayıp, dünyanın en büyük Adana Kebabı’nı yapmak çok zor iş. Bu şekilde yapılması bu yüzden mantıksız değil.

Adana'da Dünyanın en uzun et şişi rekoru kırıldı.
Adana’da Dünyanın en uzun et şişi ile Guinness Dünya Rekoru kırıldı.

Adana’nın böyle bir rekorla Guinness Rekorlar Kitabı’na girmesi Adana’nın ve Adana Mutfağının tanıtımı için son derece olumlu bir gelişme. Sonuçta burası kebabıyla ünlü bir şehir ve bu şehir bu rekora sahip olmayı hak ediyor.

Adana Lezzet Festivali Alanından İzlenimler

Festival alanında etkinlikler üç gün boyunca tüm hızıyla devam etti. Hem yemeğe doyduk hem bazı bilmediğimiz tatlarla tanışma fırsatı bulduk. Bazen şaşırdık bazen de hayal kırıklıkları yaşadık.

Festivalde hem yerel yemeklerle ve tarım ürünleriyle tanıştık hem de Dünya Mutfağından bazı örneklerle tanıştık. Dünya Mutfağında özellikle Güney Kore ve Endonezya Mutfağı Adanalıların ilgisini çekti. Adana da bir gastronomi otoritesi sıfatı ile dünya gastronomi sahnesindeki yerini almış oldu.

3. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde sadece yemek stantları yoktu. Adana’yı tanıtan ve hediyelik eşya satan stantlar da vardı. Özellikle Adana İşi standı ile SEYMER standında bu tür ürünleri ve çeşitli sanat eserleri bulmak mümkündü. Aklınızda bulunsun, bundan sonraki festivallerde Adana’ya geldiğinizde bu stantlara uğramanızı tavsiye ederim.

Üç gün boyunca gastroshow etkinlikleri yapıldı. Türkiye’den ve Dünyadan ünlü aşçılar yeni şeyler denediler, ilginç tatlar ortaya çıkardılar. Ayrıca yaptıkları konuşmalarda yemek yaparken neyi neden ve ne şekilde yaptıklarını da anlatarak izleyicileri eğittiler. Bu konuda çok faydalı bir festival oldu.

Adana Mutfağı Yeterince İyi Tanıtıldı mı?

Yerel yiyeceklerde ise en çok ilgi çekenler Adana Böreği, Adana Şalgamı, Şırdan, Adana Ütü Tostu, Muzlu Süt ve tabii ki Adana Kebabıydı. Özellikle Ağaçta Adana Kebabı benim hayranlığımı kazandı. Adana’nın ev yemekleri konusunda ise festival biraz zayıf kaldı. Sarımsaklı köfte, kısır, sarma, içli köfte, analı kızlı çorbası gibi yiyecekleri festival alanında bulabildik ama festivali tanıttığım ilk yazımda belirttiğim pek çok yerel yiyeceği ne yazık ki göremedim. Ev yemeği satan stantlar birbirinin aynısıydı ve çoğunlukla dolma yapmışlardı.

Festivalin en çok ilgi gören yerel ürünler standı sanırım Pozantı Belediyesi’nin standı oldu. Özellikle Pozantı Çileği tabiri caizse yok sattı. Festivalin en büyük hayal kırıklığı ise bence Gastronomi Fikir Kulübü standı oldu.

Başta Adana Mutfağı olmak üzere Türk Mutfağını tanıtmak için kurulan, unutulmakta olan lezzetleri yeniden gün yüzüne çıkaracağı söylenen bu stantta ben bu tatları göremedim. Onun yerine donut gördüm. Şaka değil.

Unutulmuş yerel yemekleri tanıtacak bir girişim başlatıyorsunuz, fikir kulübü diye kendinize isim veriyorsunuz ama yaptığınız iş yerel yemekler yerine ABD Mutfağının bol şekerli ve yağlı çöreğini yapmak oluyor. Tam bir hayal kırıklığı.

Adana Mutfağının kebapları kesinlikle oldukça iyi tanıtıldı. Sadece yerli değil yabancı turistler de kebaplara ilgi gösterdiler ve hatta ciğerle kahvaltı yapma geleneğini benimsediler. Adana’nın diğer yemeklerinin bir kısmı yukarıda belirttiğim üzere oldukça iyi tanıtıldı. Hatta ben de hiç bilmediğim yemekler ve yöresel ürünlerle tanıştım.

Öte yandan Adana Mutfağına ait olduğunu bildiğim pek çok şeyi de festivalde göremedim. Festival bu konuda her ne kadar önceki yıllara göre iyi olsa da hâlâ yetersiz kalıyor. Bu konuda Kınalı Eller Kadın Kooperatifi ile Gastronomi Fikir Kulübü’nden umutluydum. Kınalı Eller bu işi kısmen başarabildi. Gastronomi Fikir Kulübü’nü ise zaten yukarıda anlattım.

Adana Lezzet Festivali Fazla mı Kebap Odaklı?

Yukarıda sözünü ettiğim durum ister istemez akıllara bu festivalin kebaba çok fazla odaklandığı düşüncesini getiriyor. Hatta festivale gelen bazı Adanalılardan da aynı şeyi duydum: “Kebaptan başka çok fazla şey yok” diyorlardı. Bu bence tam olarak doğru bir şey değil.

Elbette Adana’nın en meşhur yemeği kebabı olduğu için kebaba büyük yer ayrılmış ama diğer yiyeceklerin de olduğu bölümler vardı. Buradaki asıl sıkıntı, festival alanına kuzey yönünden girdiğinizde kendinizi kebapçıların olduğu alanın içinde bulmanızdır. Bu yüzden çoğu kişi ilk önce kebaptan başka bir şey yokmuş izlenimi ediniyor.

Adana Lezzet Festivali bu sene, geçen seneye kıyasla daha az kebap ağırlıklıydı. Diğer yiyeceklere de yer verilmişti. Yani gelişme yok değil. Bu yüzden Adana Lezzet Festivali sadece kebaba önem verilen bir festivaldir diyemeyiz. Peki diğer yemeklerin sunulması konusunda her şey mükemmel miydi? Tabii ki hayır. Ona da yukarıda değindim zaten.

Bence Adana Lezzet Festivali’nde yemek stantlarının asıl sorunu Adana Mutfağına değil de Adanalı işletmelere odaklanmasıydı. Festival organizatörleri şu ya da bu yemeği tüketiciye sunmak yerine Adana’da iş yapan herhangi bir restoranı, ne yemek yaptığına bakmaksızın misafir etti. Bu da bu yazı ve daha önceki yazıda ifade ettiğim sorunu ortaya çıkardı. Adana Mutfağında yeri olmayan bir yemeğe Adanalı bir işletme yaptığı için festivalde yer verilirken, Adana Mutfağında yeri olan bir yemeğe ise hiçbir işletme yapmadığı, sadece evlerde yapıldığı için festivalde istemeyerek de olsa yer verilmedi. Bence bu konuda bir şeyler yapılmalı.

İşin içinde Adanalıların festivalden yanlış yararlanma şeklinin olduğunu da belirtmek zorundayım. Adana’da her sene bir sürü festival yapılıyor ama Adanalılara göre festivaller kermes havasında geçiyor. Adanalılara göre Lezzet Festivali sadece yemek yemekten ibaret. Portakal Çiçeği Karnavalı sadece caddeye stant kurup bir şeyler satmaktan ibaret. Altın Koza Film Festivali sadece film izlemekten ibaret. İşte bu yanlış bir düşünce. Hâlbuki bu festivallerin programlarında çeşit çeşit etkinlik var ama programa bakma zahmetine girmeyen Adanalılar festivalin tek bir yönüne odaklanıyorlar.

Gastronomi 3 Duyu Sergisi

Tablodan Tabağa Gastronomi 3 Duyu Sergisini ise festivalin üçüncü günü ziyaret ettik. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri tarafından yapılan sergi gerçekten sıra dışıydı. Sergideki eserler, ünlü ressamların tablolarından uyarlanmış yemek tabaklarının resimlerini içeriyor. Burada Food Styling sanatının saygın örneklerini görebilirsiniz.

Her bir sanatçı, farklı bir ressamın bir resmini çeşitli malzemelerle yemeğe dönüştürmüş. Böylece aslında o resimlerin kendilerine ne ifade ettiğini yansıtmışlar. Bunun dışında bir de ünlü klasik müzik sanatçılarının bir eserini de resmin yayına yazmışlar. Yani bu müzikleri dinleyerek bu resim ve fotoğraflara bakmamızı tavsiye etmişler.

Fikir çok güzel ama uygulamada bazı sıkıntılar yaşanmış. Böyle bir sergi bunun için tasarlanmış bir sanat galerisinde yapılsa (mesela Atatürk Parkı’ndaki 75. Sanat Galerisi) hem daha gürültüsüz ve rahat bir ortamda yapılabilir hem de sanatçıların tavsiye ettiği müziklerin çalınması mümkün olunabilirdi. Merkez Park’taki sergi çadırında ise bu pek mümkün olmadı.

Mesela Sena Esen, Jackson Pollock’ın tablosunu uyarlamış ve yanında Johann Sebastian Bach’ın G Minor adlı eserinin dinlenerek resme bakılmasını tavsiye etmiş ama o sırada biz sergi çadırında arkadan gelen bol gürültülü bir oyun havasına maruz kalıyorduk.

Bir sanat galerisinde sergi yapılması yerine parkta sergi çadırı kurulmasının bir başka sonucu da serginin ışıklandırılmasının çok yetersiz kalması oldu. Her sanat eserinin üstüne ayrı bir ışık yapmak yerine çadırın tam orta tepesine ışık yerleştirilmiş ve bu da işi biraz bozmuş.

Gelecek Sene İçin Fikirler

3. Uluslararası Adana Lezzet Festivali bazı kusurlarına ve eksikliklerine rağmen oldukça güzel bir festival oldu. Adana Valiliğince ortaya atılan fikir Büyükşehir belediyesi başta olmak üzere tüm belediye ve vatandaşların desteğiyle müthiş başarılara imza attı. Eğer hatalardan ders çıkarılır ve gereken adımlar atılırsa gelecek yıl daha da güzel olacağına kuşkumuz yok.

Bir başka değişmesi gereken şey de Merkez Park’ın Adana Lezzet Festivali için yetersiz kalması. Evet, Merkez Park çok büyük. Hatta Türkiye’nin en büyük parkı. Fakat Adana Lezzet Festivali bu sene daha da büyüdü. Devasa miktarda katılımcı geldi. Merkez Park bu yüzden yetersiz kalıyor.

Ulaşım ayrı bir sorun, festival alanında yer alan bir çok unsur sıkışıklığa sebep oluyor ve bu da ayrı bir sorun. Sergi gibi etkinliklerin düzenli bir şekilde yapılması apayrı bir sorun.

Adana Lezzet Festivali, tıpkı Portakal Çiçeği Karnavalı gibi hızla devasa büyüklüğe ulaşıyor. Bu nedenle festivali Merkez Park’tan çıkarıp şehre yaymak çok daha iyi olacaktır. Lezzet Festivali Adana nın tarihi dokusuyla da buluşturulmalıdır.

Bir sonraki festivalde görüşmek üzere.

%d blogcu bunu beğendi: